Buradasınız:Anasayfa » Türk Tarihi » Eski ve orta cag donemlerinde buyuk ipek yolu uzerindeki orta asya turkleri 3

Eski ve orta cag donemlerinde buyuk ipek yolu uzerindeki orta asya turkleri 3

Avarlar onlardan haracı da demir ve demir mamulleri şeklinde alıyorlardı. Bu da ordu donanımında ve ticarette kullanılıyordu. Bizans tarihçisi Mavriki’nin “Strategikon” eserinde Türklerin cebe adı verilen, topuklara kadar uzayan omuz kemeri bulunan zırh, yen ve miğferden oluşan zırh takımını tasvir etmektedir. Atların ağızları ve göğüsleri de cebelerle örtülüyordu. Atların üzerine zırhlı at teçhizatı giydiriliyordu.

Çinliler de esnek cebelerden, yay ve oklardan bahsederken Türk zırh takımının yüksek kalitesinden söz etmektedirler.[30]

Tarihçiler, Türklerde miğfer, parçalardan oluşan ağır zırhlı gömlek, kalkan ve at teçhizatları (başlık, maske, boyunluk, zırhlı gömlek), ince metal tabakadan yapılmış zırhlar olduğundan bahsetmektedir. Zırh takımları önceki dönemlerin bozkır geleneklerini devam ettirerek Orta Asya’nın, Kafkaslar’ın ve Avrupa’nın savaşçılarının donanımlarını önemli ölçüde etkilemiştir.[31] Bu yüzden Türk savunma gereçleri de, taaruz silahları da at teçhizatı da Büyük İpek Yolu hatlarında çok tutuluyordu. Orta Asya’da da VI.VIII. yüzyıllarda Soğud’da, Toharistan’da ve özellikle doğu beylikleri olan Çaç, Fergana ve Ustruşan’da maden yataklarının kullanılmaya başlaması doğaldır. Madencilik endüstrisi özellikle Çaç’ta daha çok gelişmiştir. Burada ayrı bir maden bölgesi İlak ortaya çıkmıştır. İlak’ın hükümdarına “Güçlü Dihkan” deniyordu. İlak, Doğuda öncelikli olarak has madenlerinaltın ve gümüşün çıkarıldığı bölge olarak öne çıkıyor. Ünlü Kuhisim “Gümüş Dağı” maden ocağı buradadır. Arap işgalleri sonrası “Çaç’ın Gümüş Dağı” onlar tarafından özel bir vergi birimi olarak belirlenmiş ve bu maden ocağından beyliğin ödediği toplam vergiden üç kat fazla vergi alınmaktaydı.[32]

Orta Asya üzerinden batıdan Çin’e doğru uzayan önemli yollara en azından kısaca değinelim. Bu yollarla ilgili bilgileri eski Çağ’ın Arap coğrafyacılarından Kudama ve İbn Hordadbeh’in yazılarından alabiliriz. Doğu bilimcilerin analizlerine göre,[33] bunlar M.S. VI.VII. yy. Orta Asya yolcularının verdikleri bilgileri kullanmışlar. Bizans’tan gelen kervanlar zengin Hirkan vadisinden geçerek, Orta Asya hattının güney kısmı üzerinden, Hazarın doğusundaki kuzeyden Karakum Çölü ve güneyden Deşti Kebir Çölü ile çevrili vahalara ulaşıyorlardı. Onların esas hattı Dahistan’dan, Nisa’ya (Parfiya’nın ilk başkenti) gidiyordu. Burada yol üzerinde Rabat, Ferava ve Tak Yazır kaleleri bulunuyordu.

Kervanlar Nisa’dan Margian’a gidiyorlardı. Buradan bir günlük yolculuk mesafesinde “Stan Gatar” (daha sonralar Bağabad) Kalesi bulunuyordu. Daha sonraki yerleşim birimlerinden en büyüğü bir vilayet merkezi olan ve içinde kale ve büyük bir şehristanın bulunduğu Abiverd idi. Buradan “Kanaranga ülkesine” gidiliyordu. Merv, ta eskiden beri Tarım Havzası vahaları ile kuzey bozkırlarının güçlü göçebe halkları arasında yerleşen sınır bölgesi olmuştur. O, ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunmaktaydı. Bu yollardan birincisi güney istikametinde Seraks’a ve Nişapur’a,[34] diğeri ise kuzey istikametinde “Sayhan çölü”nden geçip Harezm’e gidiyordu. Bu yol üzerinde Hürmüzfarre Kalesi ve Sarob, Saran, Çahihak, Sangrabad kervansarayları da bulunuyordu.[35]

Ancak esas kervan yolu doğuya, Zarafşan vadisine gidiyordu. Bu yolun Amul’a kadar olan 36 fersah uzunluğundaki kısmını kervanlar en çabuk altı gün içinde katedebiliyorlardı. Bu kervanlar önce kuzeydeki Kuşmeyhan Kalesi’ne geliyorlardı. Buradan Oğuzlara doğru başka bir yol ayrılıyordu. Daha sonra Divan, Tahmalac, Munsaf, Aksam, Nehri Osman ve Akir kervansaraylarının bulunduğu susuz çöllerden geçerek Amul’a ulaşıyorlardı. Bu, eski ve güçlü bir merkez idi. Buradan, Amuderya boyunca kuzeye, Tahiriye gibi büyük yerleşim birimlerinin bulunduğu Harezm’e ve güneye Kerkuh’a kadar bazı ara aktarmaları bulunan ikinci bir yol uzuyordu. Buradan doğuya Seyhun ve Ceyhun vadisine de yol uzamaktaydı. Burada Amuderya üzerinden “Şatti Nehri Belh”e geçiş kalesi bulunmaktaydı. Onun sağ kıyısında Farab Kalesi’nde, Ceyhun ırmağının suları üzerinde denetimden sorumlu özel yetkili bulunuyordu. Buradan Ümm Cafer Kalesi’nden geçerek Paykent’e ve oradan da Buhara’ya giden yol vardı. Bu yolun uzunluğu 22.5 fersahtır. Buhara’yı Semerkant’a, uzunluğu 37 fersah olan ve Şarg, Tavavis, Kul, Karman, Dabusi, Rabincan, Zerman kentlerinden ve Kasri Kam’dan geçen “Hükümdar Yolu” bağlıyordu. Semerkand’ı Maveraünnehir “limanı” diye adlandırıyorlardı. Burada mal mübadelesi ve satış yapmak için tüm ülkelerin tüccarları toplanırdı ve bu da ülkeye büyük gelir sağlıyordu. Buradan, Buhara’ya giden yolun dışında bir kaç yol kuzey bozkırlarına; iki yol güneyeKeş’e ve Nesefe oradan da ise Toharistan’a uzuyordu. Fakat esas yollar doğuyaFergana’ya veya Çaçİsficab’a ve Yedisu’nun bozkır beyliklerine uzuyordu.

Kervanlar, şehrin Çin kapılarından geçerek Zarafşan Dağları’nın yeşil etekleri boyunca Barket, Huşufagn şehirlerine, Katvandiz ve Burnamad Kalesi’ne, oradan da Katvan Çölü’nde Zaamin’e dek yolculuk yapıyorlardı. Bu yolun uzunluğu 17 fersahtır. Zaamin’de bu yoldan Çaç ve Fergana istikametinde yollar ayrılıyordu. Zaamin’den çıkan birinci yol 6 fersahlık olup Havas’a, oradan da 5 fersah uzaklıkta yerleşen Şaş ırmağından iskeleye uzanıyordu. Daha sonra ırmak boyunca büyük Benakent Kalesi’ne iniyordu. Buradan yine ırmaktan Çinaçket’e geçilebilirdi. “Çin kenti” adlandırılan bu kentte muhtemelen Çinli tüccarların büyük işyerleri olmuştur. Onun yakınında Sirderya üzerinde “Türk geçidi” ismiyle bilinen geçit vardı. Çinaçket ise çok sayıda Türkün yaşadığı bir kent idi. Nitekim, X. yy. coğrafyacılarının belirttikleri gibi kent nüfusunun büyük çoğunluğu yurt adı verilen çadırlarda yaşıyorlardı.

Ancak, Benaket’ten uzayan esas yol Çaça’nın eski başkentineHaraşket’e götürüyordu. Buradan da Parak ve Türk (Çirçik Y.B) ırmaklarının kıyısında yerleşen Şuturket’e uzuyordu. Buradan 3 fersah uzaklıkta Bununket ve daha 2 fersah ötede “Çaç’ın Orta Çağ başkenti” yerleşmekteydi. 604605 tarihinde Çaçların isyanından sonra yönetim buraya göçürülmüştür. İsyanın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yönetim yerli hükümdardan alınarak bir Türk valiye verilmiştir. Ticaret yolu, “duvarlar içinde yerleşen askeri kamp”ın yakınından geçerek Çaç’ın başkentinden Harkerd’e, İsficab’a ve oradan da doğu bölgelerine uzuyordu. Parak nehri boyunca bozkırlarda yaşayan insanlarla sıkı ticari ilişkiler içinde bulunan çok sayılı küçük şehirler ortaya çıkıyordu.

Eğer yeniden Havas’a dönersek, buradan Çaç havzasında özerk bir vilayetin başkenti olan Hocan’a doğru uzanan ikinci bir yol görmekteyiz. Buradaki geçitten sonra yollar doğudaki Karamazar Dağlarına kadar uzanıyordu. Burada kervanlar dağlarda eşkıyaların saldırısına karşı önlem olarak Bob (Pap) “kapı” kentine ulaşana kadar iki yere bölünerek geçiyordu. Buradan Fergana vadisine birçok yol ayrılıyordu. Onlar Doğu Fergana’daki Oş şehrinde bir hatta toplanıyor, buradan Uzgene ve dağ geçitleri üzerinden Kaşgar’a ve Yarkent’e, daha sonra Çin’in başkenti olan Turfan’a gidiyorlardı.

Orta Asya’daki İkiçayarasının yukarıda bahsedilen tüm büyük ve küçük kentleri, Göktürk Kağanlığı Dönemi’nde sadece büyük ticaret yolları üzerindeki bir transit noktaları olmakla kalmamıştır. Bu kentler aynı zamanda kıymetli mallar, metalürji ürünleri, ipekten başlamış yüne kadar çeşitli kumaşlar, halı ve kilim, seramik mamulleri üretiminde uzmanlaşmış merkezler idi.

Göktürk Dönemi’nde kentlerin ne kadar zengin olduklarını Pencikent gibi küçük merkezlerin bile refah düzeyine bakarak görebiliriz. Buhara’nın batı sınırı yakınında bulunan ve “tüccarlar kenti” olan Paykent’e ilişkin ilginç bir örnekten kentin ticaret kapasitesi hakkındaki bilgi edinebiliriz. 706 yılında Arap işgali sırasında, kentte yaşayan bir kişi kendisi için fidye olarak 1 milyon dirhem değerinde olan 5000 parça ipek verebileceği teklifinde bulunmuştur.[36] Orta Asya’da Türk Kağanlığı sınırları içinde bakır ve gümüş sikkelerin yayılmış olması gerek transit, gerekse de dahili ticaretin geniş şekilde yayıldığını doğrulamaktadır.[37]

Tüm bu veriler Büyük İpek Yolu üzerindeki ekonomi ve ticarette Türklerin önemli ölçüde yer aldıklarını göstermektedir. Türklerin, Orta Asya Seyhun ve Ceyhun Vadisi’ndeki kentlerde hızlı bir şekilde yerleşik yaşama geçmesi maddi medeniyet kaynaklarında çok iyi izlenilmektedir.Soğud ve Toharistan kaynaklarında geçen kadın giysilerinin araştırılması, Türk giysilerinin VIII. yüzyılda Orta Asya kadınlarının milli giysisi konumuna geldiğini göstermektedir. Bunu Çin eski yazıları da doğrulamaktadır.[38]

Bu dönemin güzel sanatlarının analizi çok derin TürkSoğud kültürel etkileşimini sergilemektedir. Soğud ekolü savatlamada ve seramikte daha sonra Kuşanlılar tarafından değiştirilmiş Güney Yunan ve Çin geleneklerini barındırırken, Türklerde doğu bozkırının çizgi ve motifleri yer almaktadır. Türk öğesinin vahaların ekonomisine ve kültürüne entegrasyonunun bir göstergesi olarak, ortak kültürün şekillenmesine tanıklık yapan sınırlı bir bütünleşme çizgileri müşahede edilmektedir.

M.S. VI.VIII. yüzyıllara ait yollardan bahsederken, Orta Asya’daki ticari ilişkilerin kuzeybatı istikametindeki önemli transit kavşağı olan Harezm üzerinde özellikle durmamak imkansızdır. Harezm’de hayvancılık ve çiftçilik işletmeleri, sanatkarlık imalathaneleri bulunan Türk nüfusun hızlı şekilde yerleşik yaşama geçmesi gerçekleştirilmiştir. Madeni paraların çokluğuna bakarak bunların gelişmiş ticari ilişkilere sahip oluğunu da söyleyebiliriz. Aynı isimli başkente sahip Kerder vilayeti Amuderya’nın sağ sahilindeki TürkHarezm etkileşimini açık şekilde yansıtmaktadır. Buradan orta ve aşağı Sir Derya vadilerine yollar geçiyordu. Özellikle, Türk göçebeleriyle ve daha sonra ormanlı bölgelerin halklarıyla, İdil Bulgarlarıyla, Hazarlarla, Doğu Rusya ile sıkı ilişki içinde olan Merkezi ve Kuzey Harezm’deki kentler, gelişmekte ve önemli rol oynamaktaydı.

Biz Harezm’e giden iki yol, çöl üzerinden uzanarak Merv’den geçen ve Amuderya’nın sol sahili boyunca uzayarak Amuldan geçen yollar hakkında bilgi vermiştik. Doğudan gelen transit yolu Varahşa ve Amuderya’nın sağ sahili boyunca yerleşmiş kervansaraylar üzerinden Semerkand ve Buhara’ya ulaşıyordu. Buna göre de bir zamanlar bu yol ile Göktürk Kağanlığı’nın ticaridiplomatik elçileri Bizans İmparatorluğu’na ve oradan da geriye yolculuk yapmışlar. Bu yolların üstünde Dargan ve Kyat’ın başkenti olan Hazarasp kenti gelişmiştir. Buradan yol Hive’ye, daha sonra başkentten 3 günlük yolculuk sonucu varılan Curcanya’ya gidiyordu. Fakat en kuzeyde bulunan Zamcan kenti son yüzyıllara kadar geleneksel ismini, yani “Türk Kapısı” ismini korumuştur.[39] Daha kuzeye doğru yol boyunca çölde haberleşme kuleleri yapılmıştı. Sonraki yüzyıllarda bu kuleler kervansaraylara dönüşmüşler. Kervanlar bu yollarda durmadan hareket ediyorlardı. Çünkü bozkırlar, silah, at zırhları, süs eşyaları, seramik kaplar, yün giysiler ve kumaşlar, buğday dahil çeşitli zirai ürünlerin büyük bir tüketicisiydi. Bozkırlardan geçerek diğer ülkelere pahalı Soğud ve Çin ipeği ve diğer kumaşlar, giysiler, seramik mamuller, çok değerli mallar ve meyveler, has madenler taşınmıştır.[40] Kuzeyden ise kürk ve deriler, bal ve mum, yün, işlenmiş inek ve koyun derileri, savaş, yük ve iş hayvanları, keçe, köleler ve savaşçılar getiriliyordu. Tarihçilerin, Harezm’in öncelikle bozkırların göçebe Türkleriyle ticareti sayesinde geliştiğine ilişkin tezi bir gerçektir. Bu gelişme VII. asırda yeni bir güç olarak Arap Hilafeti’nin siyaset sahnesine çıkmasıyla durdurulmuştur.

Özbekistan Bilimler Akademisi Semerkand Arkeoloji Enstitüsü / Özbekistan

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 3 Sayfa: 234-242


Dipnotlar :
[1] Vinogradov A. V., Mamedov E. D. Pervobıtnıy Lyavlyakan, Moskova, 1975, s. 231-233.
[2] Dandamaev M. A., Lukonin V. G. Kultura i ekonomika drevnego Irana, M. 1980, s. 219.
[3] Abaev V. I., Nadpis Dariya o soorujenii dvortsa v Suze. Iranskie yazıki, (pod red. V. I. Abaeva) ML, 1945 t. 1. s. 127-133.
[4] Piotrovskiy B. B., Drevneegipetskie predmetı, naydennıe na territorii Sovetskogo So[za, Sovetskaya Arheologiya 1958, No.: 1, s. 26.
[5] Rudenko S. İ., İskusstvo Altaya i Peredney Azii, M. 1961, s. 22-29.
[6] Masson V. M., Pervıe tsivilizatsii, Leningrad, Nauka, 1989 s. 200.
[7] Pyankov İ. V., Drevniy Samarkand (Marakanda) v izvestiyah antiçnıh avtorov, Duşanbe 1972; Pyankov İ. V., Baktriya v antiçnoy traditsii (obşie dannıe o strane: nazvanie, territoriya), Duşanbe, 1982.
[8] Biçurin N. YA., Sobranie svedeniy o narodah, obitavşih v Sredney Azii v drevnie vremena, T. II, ML, 1950, s. 148-154.
[9] İbid, s. 157.
[10] Schafer Edward H, The Golden Peaches of Samarkand, A Study of Tang Exotics, BerkeleyLos Angeles, 1963.
[11] Rtveladze E. V., K lokalizatsii “greçeskoy perepravı” na Okse//Vestnik drevney istorii, 1977, No. 4.
[12] Sagdullaev A. S., K lokalizatsii drevneyşih putey na ıoge Sredney AziiNa sredneaziatskih trassah Velikogo şelkovogo puti. Taşkent, 1990, s. 617.
[13] Gritsina A. A., K slojeniyu gorodov i poseleniy na drevnih putyah Severnoy Ustruşanı. Na sredneaziatskih trassah Velikogo şelkogogo puti, Taşkent, 1990, s. 18-22.
[14] Gorbunova N. G., Rol traditsionnıh putey peredvijeniya skotovodçeskih piemen i sezonnıh perekoçevok v slojenii torgovıh putey drevnosti. Formirovanie i razvitie trass Velikogo şelkovogo puti v Tsentralnoy Azii v drevnosti i srednevekove, Tezisı dokladov Mejdunarodnogo Seminara {NESKO, Taşkent, 1990, s. 33-35.
[15] Martınov A. I., Skifosibirskoe edinstvo kak istoriçeskoe yavlenie SkifoSibirskoe kulturnoistoriçeskoe yedinstvo, Kemerovo, 1980.
[16] Biçurin N. Y., Sobranie svedeniy o narodah, obitavşih v Sredney Azii v Drevnie vremena, t. II, ML, 1950, s. 149-154.
[17] Vaynberg B. I., Rol koçevnikov v razvitii ekonomiki i torgovli Horezma drevnostiGoroda i karavansarai na trassah Velikogo şelkovogo puti, Tezisı dokladov, Urgenç, 1981 s. 31.
[18] Akişev A., Sakskiy mitraizm Tomır. Almanah, AlmaAta, 2000, s. 282-933.
[19] Klyaştornıy S. G., Savinov D. G. Stepnıe imperii evrazii Sankt Peterburg, 1994, s. 10.
[20] Akişev A, uk. Soç. s. 29.
[21] Klyaştornıy S. G., Livşits V. A. Soğudiytsı v Tsentralnoy Azii. Formirovanie i razvitie trass Velikogo şelkovogo puti v Tsentralnoy Azii v drevnosti i srednevekove, Taşkent, 1990, s. 89.
[22] Malyavkin A., Soğudiyskiy torgovıy soez. Informatsionnıy belleten mejdunarodnoy Assotsiatsii po izuçenie kultur Tsentralnoy Azii, vıp. 15. M., 1988, s. 57-58.
[23] Burhonov A., Drevnosti Amulya, Aşhabad, 1993, s. 146-154. Burhanov A., K izuçenie Fortifikatsiy sredneamudarinskogo regionaVoennaya arheologiya. Orujie i voennoe delo v istoriçeskoy i sotsialnoy perspektive, SPb, 1998 s. 80.
[24] Skripkin A. S. K istorii Velikogo şelkovogo puti. Voprosı kraevedeniya, Vıp. 2., Volgograd, 1993. S. 29-30.
[25] Tolstov S. P., Po drevnim deltam Oksa i Yaksarta M, 1962, s. 241-244.
[26] Biçurin N. Y., Sobranie svedeniy…. T. I., s. 220-221.
[27] Şaniyazov K. Ş., Kong davlati va kanglilar (uzbek halkining siyosiy va etnik tarihidan, Toşkent, 1980, s. 80.
[28] Ptitsın I. V., K voprosu o geografii Şahname, Trudı otdela Vostoka Ermitaja, t. 4 L. 1940 s. 301-303.
[29] Pigulevskaya N. V., Vizantiyskaya diplomatiya i torgovlya şelkom v VVII vv. Vizantiyskiy vremennik, t. I, 1947, s. 206-214.
[30] Vizantiyskie istoriki. Per s greç. S. Destunisa, Sankt Peterburg. 1861. s. 376.
[31] Kızlasov L. R. Pervıy Terkskiy kaganat i ego znaçenie dlya istorii Vostoçnoy evropı, Tatarskaya arheologiya, 1997, e1, s. 26.
[32] Biçurin N. Y., Sobranie svedeniy…. T. 1 s. 252-253.
[33] Gorelik M. V., Drevneterkskiy dospeh (69vv.) Kulturnoistoriçeskie protsessı v Tsentralnoy Azii v srednie veka, Konferentsiya {NESKO, MoskvaAlmaata, 1985, s. 174-175.
[34] Buryakov {. F., Gornoe delo i metallurgiya srednevekovogo Ilaka, Moskva 1974, s. 104-105.
[35] Bulgakov P. G., Svedeniya arabskih geografov 9naç. 10 vv. O marşrutah i gorodah Sredney Azii. Kandidatskaya dissertatsiya, Leningrad, 1954.
[36] Adıkov K. A., Glavnıe stantsii na srednevekovom torgovom puti iz Serahsa v Merv, Sovetskaya arheologiya, 1959, No. 4.
[37] Masson M. {, Srednevekovıe torgovıe puti iz Merva v Horezm i Moveranahr (v predelah Turkmenskoy SSR). Trudı ejnoturkmenskoy arheologiçeskoy kompleksnoy ekspeditsii, T. 13 Aşhabad 1966.
[38] İstoriya atTabari, Taşkent, 1987 s. 117-118.
[39] Smirnova O. I., Svodnıy katalog Soğudiyskih monet, Bronza. Moskva, 1981.
[40] Laper N., Kostemı jenşin rannego srednevekovya v Toharistane i Soğude. Kultura drevnego i srednevekovogo Samarkanda i istoriçeskie svyazi Soğud, Taşkent 1990, s. 55.

Yazar Hakkında

Yazılar sayısı : 1625

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

10.710 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Üstüne gidin