Buradasınız:Anasayfa » Türk Tarihi » ESKİ TÜRK YAZITLARINDA KAĞANIN VASIFLARI VE GÖREVLERİ

ESKİ TÜRK YAZITLARINDA KAĞANIN VASIFLARI VE GÖREVLERİ

Zekiye TUNÇ
Öz
Bozkır kültürünün temsilcileri olan Türklertarih sahnesine çıktıkları ilk zamanlardan
itibaren tanınmış bir kavimdir. Çin’den Tuna’ya kadar geniş bozkır sahasında at koşturan
bu kavim büyük işler başarmıştır.
Eski Türk devletlerinin güçlü olmalarında liderlerinin katkısı oldukça fazladır. Türkler
idari sistemlerinin en üst katmanında bulunup devleti yöneten kişilere “kağan” ismini
vermişlerdir. Kağan, Tanrı tarafından kut verilerek seçilir ve bu durum Türklerdeki yöne‐
tim biçiminin özgünlüğünü gösteren birinançtır, diyebiliriz. Devletin iyi yönetilmesi
Tanrının verdiği kutun sahiplenip ona göre kağanın görev ve sorumluluklarını yerine
getirmesi ile mümkündür. Bu yapılmadığı takdirde yöneticilere verilen kut geri alınırdı.
Türk devletlerinin geleceğini genel olarak yöneticilerin iyi‐kötü vasıfları belirlerdi. İyi
vasıflı bir yönetici bilge, akıllı ve cesur olma özelliklerine sahiptir. Bu sebeple tarihte Mete
Han, Attila, Mukan Kağan, İlteriş Kağan, Bilge Kağan, Moyun‐Çor Kağan gibi yöneticilerin devletlerini güçlendirdiklerinden bahseder ve milli kahraman olarak dillendiririz.
Türk milletinin başarılı kağanları milletin huzuriçinde yaşamalarını sağlamışlardır.

İdareciliği zayıf kağanlar milletin talihinin kötüye gitmesine sebep olmuşlardır.


Dr. Öğr. Üyesi, Sinop Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Sinop/Türkiye. ztunc@sinop.edu.tr
ORCID: 0000-0002-4308-0704
Makalenin Gönderilme Tarihi: 11.12.2017
Makalenin Kabul Tarihi: 28.03.2018
Makalenin Yayınlanma Tarihi: 24.04.2018

GİRİŞ
Türkler, karakteristik özellikleri dolayısıyla tarih boyunca varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Dünyanın ilk kavimlerinden olup günümüze kadar varlıklarını sürdürmeleri onların devlet kurmayı kolaylıkla becerebilmeleri ile açıklanabilir.

Türk milleti için devlet, kutsal bir hüviyete büründürüldüğünden başıboş şekilde dolaşmayan ve dönemin siyasi güçlerinin hege‐monyasını kabullenmeyen bir tavır sergilemiştir1.
Türklerde devlet siyasi, askeri, sosyo‐ekonomik hayatı düzene sokan bir liderin yönetiminde bodun ile boylardan meydana gelen ve bir arazi üze rinde kurulan teşkilattır, diyebiliriz2.

Türklerde devletin oluşumunda dört ana ilkeden bahsedilir:

Halk, ülke, töre, bağımsızlık3. Bu ilkeler olmazsa bir siyasi oluşumun varlığından söz edilemez.
Eski Türk kağanının vasıfları İslam sonrası yazılan Kutadgu Bilig’de anlatıldığı gibidir: “Bu Türk beyleri arasında adı meşhur ve ikbâli ayan‐beyan olanı Tonga Alp‐Er idi. O yüksek bilgiye ve çok fazîletlere sâhip idi; bilgili,anlayışlı ve halkın seçkini idi.

Ne seçkin, ne yüksek, ne yiğit adam idi; zâten âlemde ferâsetli insan bu dünyaya hâkim olur. İranlılar ona Efrâsiyâb derler; bu Efrâsiyâb akınlar salıp, ülkeler zapt etmiştir”4.

1. ESKİ TÜRK YAZITLARINDA KAĞANIN VASIFLARI
1.1. Seçilmesi, Seçkin Oluşu
Eski Türklerde kağan seçilmek için kut verilen bir soya mensup olmak gerekirdi. Batılılar, kağana verilen bu kutu Yunanca “kharizma” kelimesi ile ifade etmişlerdir5.

Kağana kutun sembolik olarak “kut kuşu” diye adlandırı‐lan hayvan vasıtasıyla verildiği düşünülmektedir6. Kağan seçilmek için
Türk soyundan olmak gerekirdi. Hatta babası Türk, annesi farklı milletten olan çocukların idareye geçemedikleri bilinmektedir7.

İslam öncesi Türkler, yöneticilerine birden fazla unvan vermekle birlikte en yaygın kullanılanı “kagan” idi.

Diğer unvanlar tanhu/şan‐yü, kan (han),yabgu (cabgu), idi‐kut, il‐teber, erkin (kül erkin, ulug erkin) vb.8.
İslam öncesi Türk devletlerinde kağanlık yetkisinin Tanrı bağışı olduğu örneklerle açıklanabilir.

Asya Hun Devleti’nde kağan, Gök Tanrı tarafından tahta oturtulmuştur.

Avrupa Hun Devleti’nde Attila’nın güçlü oluşu Tan rı’nın vergisi olarak değerlendirildiğinden çağdaşları arasında onu karizma‐
tik kılmıştır9. Asya Hun Devleti’nin kağanı Mete, Çin Hanı’na gönderdiği mektupta şunları yazmıştır: “Gök tarafından tahta çıkarılan Hsiung‐nu’ların büyük Ch’an‐yü’sü saygıyla imparatorun hatırını sorar…”10.

Gök tarafından tahta çıkarılma konusu tartışmalıdır.

Çinlilerin imparatorları için kullandıkları göğün oğlu unvanının Hunların aldıkları düşünülse de, Türklerde Tanrı kut sözü ile “Gök veya Tanrı’dan kut bulmuş” şeklinde ibarelerin olması
Tanrı’nın kağana yönetme yetkisini verdiği fikrini desteklemektedir11. Türk yazıtlarında bu durumu destekleyici sözler yer almaktadır.

Bilge Kağan’ın unvanlarında “Tengride teg tengride bolmış Türk Bilge Kağan”12, “Tengri teg Tengri yaratmış Türk Bilge Kağan”13 ifadelerinin olması ve Uygur Kağanı Moyun Çor’un unvanında “Tengride bolmuş il etmiş Bilge kağan”sözlerinin kullanılması kağanlık yetkisinin Tanrı tarafından verildiğini ifade etmektedir14.
Göktürk ve Uygur kağanlarına verilen “Tengride kut bulmış” şeklinde unvanlar zamanla değişime uğramıştır. 744 ile 789 yılları arasında bu unvanlar verilen Uygur kağanları, 789‐790 tarihlerinde ise güneş ve aydan kutalmaktadırlar.

Uygurların 763 yılında Maniheizm dinini kabul etmeleri bu
değişimde etkilidir. Yine kesin olarak nedeni bilinmemekle birlikte 789 ile 1000 yılları arasında Kün ve Ay Tengri’den kut alan Uygur kağanları vardır15.

Aslına bakılırsa kağana gökle bağlantılı unvanlar verilmesi onun yüce bir varlık olarak tasavvur edilmesi ile açıklanabilir.
Türk kağanlarına Tanrı tarafından kut ile birlikte bazı özelliklerde verilmekte idi: “1‐ Yarlıg16 , 2‐ Ülüg17, 3. Küç18”. Türklerde Tanrı’nın kişiye verdiği kutun onu yücelttiği, ancak onu kutsallaştırmadığı düşüncesi vardır.

Hatta kişiye verilen kut geri de alınmaktadır. Uygurların Budizm’i kabul etmeleri ile bu anlayış değişmiştir.

Uygurlar kutsal yaratılmış canlılara“ıduk kutlı gtınlıglar”19,kağanlarına ise“ıdukkut”demişlerdir.

Kut devlet,ikbal ve ululuk anlamları taşırken; ıduk20 kut ise verilen insanı mukaddeskılmaktadır.

Bu durum Türk devletlerinde kut anlayışının dinlerine göre
farklı anlamlar yüklenmesi ile açıklanabilir 21.

Türk kağanın tahta çıkarılması özel törenle gerçekleştirilirdi. Orkun Ir‐mağı kıyısındaki “Ata Sini”de tören yapıldığı ileri sürülmektedir. Göktürk‐lerde kağanın tahta çıkma töreninde keçe ve halı üzerine konularak havaya kaldırılması usulü uygulanmıştır.

Onların ileri gelen devlet adamları kağanı
keçe üzerine oturtup dokuz kez döndürürlerdi.

Kağanın döndürülmesi sırasında törene katılan halk onu selamlayarak bağlılıklarını bildirirdi.

Tö‐rende ayrıca adayın boynu ipek iplik ile sıkılmak suretiyle kaç yıl tahttakalacağı sorgulanırdı 22.
Kül Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Tes, Taryat, Kara Balgasun I ve Mo‐yun Çor yazıtlarında kağanın seçilmesi ve seçkin bir birey olduğu anlatıl‐mıştır:
Kül Tigin Yazıtı güney yüzü:
“[1] Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. …
[9] … Tanrı buyurduğu için, kendim devletli olduğum üçün, kağan
oturdum. …”23.
Kül Tigin Yazıtı doğu yüzü:
“[11] Yukarıda Türk tanrısı, Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş.

Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye babam İltiriş Kağanı,annem İlbilge Hatunu göğün tepesinde tutup yukarı kaldırmış olacak. …”24.
Bilge Kağan Yazıtı doğu yüzü:
“[1] Tanrı gibi Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağanı…”25.
Göktürklerin Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında Tanrı’nın kağanı
seçtiği düşüncesi, Tonyukuk Kitabesi’nde de Tanrı tarafından Türk milleti ne han verildiği şeklinde anlatılmaktadır26.

Tes Yazıtı kuzey yüzü:
“(Tes K 1)27 … … … [mavi gök ] yaratıldığında Uygur hakanı tahta çıkmış.

Ejderha (gibi) yüce bir hakan [imiş]”28.
Tes Yazıtı doğu yüzü:
“(Tes D 1)29 … … … göğün yarattığı Ėlėtmiş Uygur hakan tahta çık‐
mış”30.
Taryat Yazıtı güney yüzü:
“(Tar G 6)31 … (Beni) ilahi göğün yarattığı, hanedan kurucu Bilge Ka‐ğan, (eşimi de) Ėlbilge Katun ilan etti. Hakan ve kraliçe olarak atandıktan sonra Ötüken’in orta yerinde As Öηüz Baş ile Kan Idok Baş’ın batısında,otağımı orada kurdurdum”32.
Taryat Yazıtı batı yüzü:
“(Tar B 1)33 İlahi göğün yarattığı, hanedanın kurucusu Bilge Kagan, Ėlbilge Katun, hakan ve kraliçe unvanlarını hakettikten sonra Ötüken’in batı ucunda, Tez başında otağı orada kurdurdum, (ordugâh) sınırlarını orada çektirdim. Kaplan yılı ile yılan yılında iki yıl
(Tar B 2)34 yazı (burada) geçirdim.

Ejderha yılında Ötüken’in ortasında As Öηüz başının batısında yazı geçirip otağımı orada kurdurdum, sınırlarımı orada çektirdim. Binlerce yıl, onbinlerce gün (kalacak olan) yazıtımı, belgemi burada
(Tar B 3)35 düz taşa yaptırdım, yekpare taşa hak ettirdim. Yukarıda mavi gök bahşettiği için aşağıda kara toprak beslediği için devletimi düzenimi kurdum. …”36.
Moyun Çor / Şine Usu Yazıtı kuzey yüzü:
“(MÇ K 1)37 İlahi göğün yarattığı, Ėlėtmiş Bilge Kağan’ım …”38.
Kara Balgasun (I) Yazıtı’nda Türk kağanına “Gök Kagan” denilmesi ve“Tengride Kut Bulmuş Alp Bilge Kagan” unvanı ile hitap edilmesi onun seçkinliğini gösterir: “Muhteşem hükümdar, Teηride Kut Bulmış Ėl Tutmış  Alp Bilge Kağan, … ona dünya milletleri itaat etmiştir …”39.

1.2. Kahraman Olması
Türkler coğrafi şartları ağır bir sahada yaşadıklarından kişilerin karakterleri buna göre şekillenmiştir. Bu zor coğrafi mekânda yaşayan milletin refahı için kahramanlara ihtiyaç duyulmuştur.
Türklerde kahramanlık sadece asker olan kişilerden beklenmiyordu.
Türk kağanlarının da kahraman ve cesaretli olması gerekirdi. Milletin siyasi,sosyal, ekonomik, hayatının düzenli gidişatı, iç ve dış tehlikeleri önleme,seferlerde başarı sağlama kağanın kahramanlığı ile mümkün idi.

Kağan orduya liderlik yaparak askerleriyle birlik ve beraberlik içerisinde hareketederdi40.
Küli Çor/ İh‐Hüşöt, Kül Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Kara Balgasun
(I), Begre, Kızıl‐Çıraa I, Kızıl‐Çıraa II, Abakan ve Bay‐Bulun II yazıtlarında

Türk kağanının kahramanlık vasfı ile ilgili örnek metinler şöyledir:
Küli Çor/ İh‐Hüşöt Yazıtı:
Yazıtta beyin kahraman ve faziletli oluşu üzerine dikkat çekilmiştir. Küli Çor’un boğa gibi saldırması onun güçlü olduğunu simgeler. Beyin, Çin’e karşı savaşması, kahraman ve erdemli olması ona şöhret kazandırmıştır.
Yazıtın ana teması Küli Çor’un seferleri, kahramanlığı ve güçlü karakteri hakkındadır41.
Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında kağanın düşmanlarına karşı verdiği mücadelede başarı kazanması onun kahraman bir yapıya sahip oldu ğunu göstermektedir.

İki yazıttaki bilgiler birbirine benzerdir.
Kül Tigin Yazıtı doğu yüzü:
“[15] … Tanrı lütfettiği için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyıkağansızlatmış,
düşmanı tâbi kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş…”42.
Bilge Kağan Yazıtı doğu yüzü
“[4] … cesur kağan imiş. Buyruku bilgili imiş tabiî, Cesur imiş tabiî”43.
Tonyukuk Yazıtı güney yüzü
“[4] … İltiriş Kağan bilici olduğu için,
[5] cesur olduğu için, Çine karşı on yedi defa savaştı, Kıtaya karşı yedi defa savaştı, Oğuza karşı beş defa savaştı …”44.
Kara Balgasun (I) Yazıtı Çince bölümü ve çevirisi:
“1‐ … (2) çok zeki ve olağanüstü savaşçı olan Ay Tengride saadet bulmuş Alp
Bilge Kagan’ın yazıtı …

13‐ Kagan yurdunu idare ettiği müddetçe idarecilerden tamamile farklı bir üstünlük gösterdi.

O daha dünyaya geldiği günden başlayarak saadet bahşetmişti.
Küçüklüğünden büyüyünceye kadar o, bir kahraman ve harikulade bir savaşçı idi.
Çadırında oturarak, planlarını hazırlarken binlerce mil uzaklardaki savaşın galibiye‐
tini tayin edebiliyordu. O bir esirgeyici ve koruyucu idi. Kendi halkını himaye ve müdafaa ederdi.

Dünya düzeni için kanunlar yapıyor, devlet için planlar kuruyordu. Zamanında kurduğu nizamlar ile planlar sonsuz ve sayısız idi. Şimalde KienKun (Kırgız [jiankun]) devleti 400.000’den fazla okçuyla en başta bulunuyordu. Ve kağanımız ise 14‐ küçüklükten asıl kahraman, zeki, hakiki savaşçı ve otoriter idi.

Her atışı hedefine isabet ediyordu …”45.
Yenisey Yazıtlarında beyin en önemli vasıflarından biri kahramanlık
olarak anlatılmıştır.

Uyuk‐Turan Yazıtı’nda beyin güçlü ve kuvvetli biri
olduğu vurgulanmıştır46.

Diğer yazıtlar şöyledir: Begre Yazıtı: “ 9. On beş yaşımda Çin hanına gittim. Erkeklik kahramanlığımı elde etmek için sıkıntıyla altın, gümüş, tek hörgüçlü deve, yurda adam kazan dım.

10. Yedi kurt öldürdüm, pars ve Sibirya leoparı öldür(e)medim”47.
Kızıl‐Çıraa I Yazıtı:
“ 3. Erkeklik kahramanlık için orduyu bozguna uğratarak (?) ˂…˃
Çor’dan ayrıldım. 4. Kulum Alp için bir askeri ok ile mızrakladım”.
Kızıl‐Çıraa II Yazıtı:
“1. Alp Kulum. Kahraman yüreğime ne yazık! Eyvah! 2. Güçlü düşmana (karşı) savaşçıyım. Hızlı koşan yaban hayvanına (karşı) yiğidim.

Kutluyurduma yararım (şudur): Dokuz asker öldürdüm”48.
Abakan Yazıtı:
“9. Yeryüzünde kahramanlığı çok olduğu için ebedî taş dikiverdim. Yedi erkek çocuğu olduğu için (ebedî taşı) dikebildik”.
Bay‐Bulun II Yazıtı:
“3. Erkeklik kahramanlığım (için) kırk iki savaş (yaptım). (Bu savaşlarda) düşmandan otuz askeri öldürdüm, ne acı! 4. Altı birleşik boyum güçlü olduğu için övgü ve erdem taşını buraya dikti ()ler ”49.
Altın Köl I‐II yazıtlarında beyin kahramanlığı ön plana çıkmaktadır. Altın Köl II yazıtının dördüncü satırında beyin kahraman olması milleti güçlü kılan bir özellik olarak anlatılmaktadır50.

1.3. Bilgeliği/ Erdemli Olması
Türklerin seçkin eserlerinden biri olan Kutadgu Bilig’de, kağanın bilgili ve faziletli oluşunun önemi anlatılmıştır: “Dünyaya hâkim olmak ve onu idâre etmek için, pek çok fazîlet, akıl ve bilgi lâzımdır.…

Dünyaya hâkim olana binlerce fazîlet lazımdır; o bunlar ile eli‐günü idâre eder ve sisleri da ğıtır.

O bunlar ile kılıç çalar ve düşmanın boynunu keser; memleketi ve halkını kanun yolu ile nizam altında bulundurur”51.
Türklerde, kağan ve devletin idaresine yardım eden kişiler için bilge
unvanı kullanılmakta idi. Bilge‐Prens unvanı Hunlarda ve Göktürklerde kullanılmış olup, Çinliler bu kavramı “Hsien‐wang” diye tercüme etmişlerdir.

Hun kağanı Mete’nin sağ ve solunda Bilge‐Prens’ler otururken, Gök‐
türk Devleti’nde ise Bilge Kağan tahta oturmadan önce Bilge‐Prens konumundadır.

Bilge Kağan tahta oturunca kardeşi Kül Tegin, Bilge‐Prens ko numuna getirtilmiştir.

Türklerde, Bilge Tonyukuk, Oğuz Bilge, Töleş Bilge,Bilge Buka gibi devlet idaresinde söz sahibi olan kişilerin isimlendirilmesin‐
de bilge unvanının kullanılması bilgili olmanın önemli bir vasıf olduğunu göstermektedir.

Uygur kağanlarının

“1. Bilge Kağan.

2. İl İtmiş Bilge Kağan.

3. İl Tutmuş Bilge Kağan.

4. Alp Bilge Kağan.

5. Küçlüg Bilge Kağan.

6. Alp Bilge Tengri Uygur Kağan.

7. Alp Külüg Bilge Kağan.

8. Alp Kutlug Külüg Bilge Kağan.

9. Bilge Kutlug Kağan” unvanlarını kullanmış olmaları bilgelik ile kağanlığın özdeşleştiğine en güzel örneklerdir52.
Türklerde kağanın bilgili olması devletin güçlü olmasını sağlıyordu.
Kağanın bilgili olmasının tanımı Eski Türk devletlerinde farklılık göstermiş‐
tir. Toplumda törenin bilinmesi olmazsa olmaz bir kural olduğundan bu
konuya hâkim olan kağan bilgili sayılmakta idi. Uygurların Çin, Hint, İran gibi medeniyetlerin etkisine girmesi ile bilginin töreyi bilme olduğu fikri değişmiştir.

Bilginin insanı yücelteceği, bilgisizliğin ise alçaltacağı düşünülmüştür53.
İnsanın sahip olduğu ahlak, değer ve üstün özellikler erdem olarak tanımlanır54.

Türk kağanlarının faziletli ve erdemli olmaları önemsenmekle
birlikte Tanrı tarafından bu özelliğin onlara bahşedildiğine inanılmıştır.
Erdemli kişi kahraman olur ve soyuna sahip çıkardı. Özellikle Türklerde,savaşta düşmanı yenmek erdemliliğin en önemli göstergesi sayılırdı.

Savaş sırasında düşman öldüren erdemli kişi övülürdü ve adına balbal dikilirdi.
Erdemsiz kişi iyi bir yönetici olamazdı55.
Türklerin Köli Çor (Küli Çor/ İh‐Hüşöt), Kül Tigin, Bilge Kağan, Kara Balgasun (I) ve Abakan yazıtlarında bilgi ile erdemin önemi hakkında yazılar yer almaktadır:
Köli Çor (Küli Çor/ İh‐Hüşöt) Yazıtı’nda erdem kelimesi birkaç kez
geçmektedir56.
Mesela:
“ 12. … Çin’e karşı bu kadar savaştığı için, yiğit ve erdemli olduğu için bizzat bu şekilde ülkesini muhafaza etti”57.
Köli Çor’da yönetici olan kişinin bilgisinden dolayı yazıt yazabildiği anlatılmıştır:
“ 28/3 … (başkalarının) bilmediği bilgiye sahip olduğum için, bildiklerimle (ve) düşündüklerimle bu kadar yazıyı yazdım”58.
Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında bilgiler hemen hemen aynı olduğu için Kül Tigin Yazıtı doğu yüzünde kağanın bilgili vasfına örnekler vere‐biliriz:
Kül Tigin Yazıtı doğu yüzü:
“[3] … Bilgili Kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku yine bilgili imiş tabiî, cesur imiş tabiî.

Beyleri de milleti de doğru imiş.

Onun için ili öylece tutmuş tabiî. İli tutup töreyi düzenlemiş. …
[5] … Bilgisiz kağan oturmuştur, kötü kağan oturmuştur. Buyruku da bilgi sizmiş tabiî, kötü imiş tabiî.
[6] Beyleri, milleti ahenksiz olduğu için, Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için, aldatıcı olduğu için, küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için,bey ve milleti karşılıklı çekiştirdiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış,
[7] kağan yaptığı kağanını kaybedi vermiş. Çin milletine beylik erkek evladı kul
oldu, hanımlık kız evlâdı cariye oldu. Türk beyler Türk adını bıraktı. …”59.
Bu yazıtta iyi ve kötü kağanın karşılaştırıldığını görüyoruz. Devleti iyi yönetme vasfı olmayan kağanların devletin yıkılmasına sebep olduklarıaçıktır.

Bilge Kağan Yazıtı’nda bilgisiz kağanların tahta geçmesi sonucunda
milletin talihinin kötüleştiği anlatılmıştır60.

Kara Balgasun (I) Yazıtı tamamen okunamamasına rağmen bilgelik, yiğitlik ve seçkinlik gibi bazı kavramlar metinde tespit edilmiştir61.
Yenisey Yazıtlarında yöneticinin genel vasfı kahramanlık olsa da Abakan Yazıtı’nda erdemlilik üzerine bilgilere yer verilmiştir.
Abakan Yazıtı:
“ 2. Erdemi olduğu için hanın, Atam Totok adına erişmiş, beyim, ne yazık! Askerin başı, eyvah! Ne acı!”62.
1.4. Cihan Hâkimiyeti Düşünceleri
Türkler, Tanrı tarafından seçilen ve dünyayı yönetme ideali olan bir kavimdir. Oğuz Kağan’ın soyundan gelenler bu düşünceyi devam ettirmişler dir ve Oğuz Kağan’ın şamanı olan Irkıl Hoca (Korkut Ata) onun dünya hâkimi olacağını kehanet etmiştir.

Türklerin efsanevi kahramanı olan Oğuz
Kağan Çin, Hindistan, İran, Bizans ve Rus İmparatorluklarını fethetmiştir63.
Türklerdeki cihan hâkimiyeti düşüncesi “tört bulung” (dört köşe) şeklinde ifade edilmiş ve bu da güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar uzanan alanlara adaleti götürmekle açıklanmıştır64.
Türk devletlerini, cihan hâkimiyeti düşüncesi olan liderler yönetmişlerdir.

Hunlar, cihan hâkimiyeti düşüncesine ilahi anlamlar yüklemişlerdir.
Hun kağanı Mete Han’ın hâkimiyet fikri diğer kağanlara da örnek olmuş ve onlar mektuplarına “Tanrının tahta çıkardığı Kun milletinin büyük Tan yu ve Şan yu”su cümlesi ile başlamışlardır. Böylece cihan hâkimiyeti düşüncesini ilahi bir kaynağa dayandırmışlardır. Avrupa Hun kağanı Attila’nın ilahi
güç tarafından dünyanın hanı seçildiği ileri sürülmüştür. Attila, yeryüzündeki hâkimiyetini Tanrı bağışı olarak görmüş ve kendisini kutsal bir kağan olarak değerlendirmiştir.

Bu yüzden Roma yönetiminin ona reis unvanını verişini olumsuz karşılamıştır.

Attila, kutsal kılıç “Ares”in kendisine verilmesini dünya hâkimiyetini Tanrı’nın ona bağışlaması olarak yorumlamıştır
65. Göktürklerin, Bizans Devleti ile diplomatik ilişkilerinde cihan hâkimiyeti düşüncesine göre hareket ettiklerini tespit ediyoruz.

İki devlet arasındaki elçi kabullerinde Bizans Devleti’nin Göktürk ülkesine gönderdikleri elçileri
Zemarkos, 568 yılında Kara‐şar şehrinin kuzeyindeki yazlık ordugâhı Akdağ civarındaki İstemi Han’ı ziyaret etmiştir.

Görüşme sırasında İstemi Han’ın gözlerinden akan yaşların sebebini soran Zemarkos’a o “Ataları‐
mızdan işittik ki Garp İmparatorluğu (Roma‐Bizans)’nun elçileri geldiği
zaman bu, bizim için, artık yeryüzünü fetih ve istila edeceğimize dalalet
eder” cevabını vermiştir. Bu düşünceler İstemi Han’ın oğlu Tardu’nun Ak
Hunları hâkimiyetine alması sebebiyle Bizans İmparatoru’na gönderdiği
mektupta da belirtilmiştir: “Dünyada yedi iklim ve yedi ırkın büyük kağa‐nından Romalılar imparatoruna…”66.
Türklerin “Kül Tigin, Ongin, Taryat, Kara Balgasun (I),” isimli yazıtla‐rında cihan hâkimiyeti düşüncesini anlatan metinlere örnekler şöyledir:
Kül Tigin Yazıtı’nın güney yüzü:
“[2] Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adam akıllı dinle:
Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti[3] hep düzene soktum.

O şimdi kötü değildir. …”67.
Ongin Yazıtı’nda kağanın ülkesini düzenlediği ve cihan hâkimiyetine
uygun olarak doğu‐güney‐kuzey yönlerine doğru ilerlediği anlaşılmaktadır:
Ongin Yazıtı:
“D168 Atamız ceddimiz Yama Kagan (yeryüzünün) dört tarafını düzenlemiş,bir araya getirmiş, bozguna uğratmış, yenmiş.

O hükümdar öldükten sonra top‐lumdan yitenler yoksul (oldu) … kazanmadık. Toplum toplumluğunu, D269 hüküm süren hükümdarını yitirivermiş. Türk milleti doğuda güneşindoğduğu yere, batıda güneşin battığı yere ulaşıp güneyde Çine, Kızıl Dağ’a ulaştı”70.
Taryat Yazıtı batı yüzü:
“(Tar B 3)71 … Doğuda gün doğusundaki halktan batıda ayın doğduğu
yöne kadarki halk,
(Tar B 4)72 dört bucaktaki halk bana kulluk eder. Düşmanım Bölük yok
oldu. Ötüken ve Tegres bölgelerinin arasında topraklarım, otlağım, tarlam,
sekiz kollu Selenge, Orkun, Togla, Sevin, Teledü, Karaga ve Burgu (ırmakla‐
rı?) yer alır. (Bu) toprakların arasında konargöçerim”73.

Kara Balgasun (I) Yazıtı’nın Çince bölümü ve çevirisi:
“3‐ Duyulan (bilgilere) göre (4) gök ile yer birbirinden ayrılıp güneş veay feyzini saçmağa başladığında tanrıdan buyruk alan bir oymak başı bütün
dünyayı kendi çevresine toplar, fazileti ile (göz) kamaştırıcı bir biçimde ışıklandırır ve dört taraftan ona sığınırlar. …”74.
2. KAĞANIN GÖREVLERİ
Türk kağanları geniş yetkilere sahiptirler. Devlet idaresinde yasama ve yürütme kağan tarafından gerçekleşirdi. Kağanın siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri alanlarda çok fazla görevleri vardır.

Kağan devleti idare eder, halkın refahı ve huzurunu sağlar, orduya komutan olur ve gerektiğinde de yeni siyasi, sosyal, ekonomik, askeri, kültürel düzenlemeler yapabilirdi75.
Kağan milleti için toprak fetheder ve orayı yurt yapardı. Kağanın bir vazife‐si de töreyi düzenlemek ve yaymaktır76.
Türk kağanlarının devleti idare ederken yardımcı olacak kişilere görev tahsis ettikleri bilinmektedir.

Mesela Göktürklerde İlteriş Kağan devleti kurduktan sonra kardeşi Kapgan’ı şad, To‐si‐fu’yu da (İl Çor Tigin) yabgu
atamıştır. Kağan kendisine bağlı boy ve kavimlere de yönetici atardı. Gök‐türk Kağanı Bilge tahta çıktığında güneydeki kavimler üzerine şadapıt bey‐ler, kuzeydekilere de tarkanlar ve buyruklar tayin etmiştir77.
Türk yazıtlarında kağanın üç vazifesi olan “ili tutup töreyi düzenleme,milleti yüceltme, sefere çıkma” konuları ile ilgili bilgilere yer verilmiştir.
Çalışmamızda yazıtlarda geçen bu kısımlardan bazı örnekler verilmiştir.
Çünkü yazıtların ana teması devlet kurma, millet için mücadele verme ve bu uğurda sefere çıkmadır.
2.1. İli Tutup, Töreyi Düzenleme
Türk kağanlarının başlıca vazifesi Tanrı’nın verdiği yetki sonucu devleti
idare etmekti78. Devleti kuran kağan hemen Türk töresini uygulamaya ko‐yardı79.
Türklerin yazılı kanunları olmasa da ata mirası töreleri vardı ve toplumbunu bilip uygulamak zorunda idi. Çünkü Türk toplumunda töreye uyul‐maması ceza gerektiren bir davranıştı. Dolayısıyla Türk kağanı devlet idare‐sini iyi yapmak için töreyi düzenlemekle vazifeli idi. Türk kağanları töreyi düzenleyebilir ancak değiştiremezlerdi. Çin’in Göktürk kağanlarından İşba‐
ra’ya Çin adetlerini uygula talebine karşılık onun yazdığı mektupta “bizim
adet ve geleneklerimiz çok eski çağlardan beri gelmektedir. Bundan dolayı onları değiştirmeye benim gücüm yetmez” diye cevap vermiştir80.
Türk kağanlarının “ili tutup, töreyi düzenledikleri” yazıtlarda ele alınmıştır:
Kül Tigin Yazıtı doğu yüzü:
“[1] Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış.

İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumın Kağan, İstemi Kağan oturmuş.

Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutu vermiş, düzenleyi vermiş.
[3] pek teşkilatsız Gök Türk öylece oturuyormuş. Bilgili Kağan imiş, cesur kağan imiş.

Buyruku yine bilgili imiş tabiî, cesur imiş tabiî. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabiî. İli tutup töreyi düzenlemiş. …”81.
Tes Yazıtı doğu yüzü:
“D 482 ˂…˃ Tengride Bolmış El Etmiş Bilge Kağan’ım tahta oturdu,
yurdu tuttu (düzenledi)”83.
Taryat Yazıtı batı yüzü:
“B 384 … Yukarıda mavi gök buyurduğu için, aşağıda yağız yer beslediği için yurdumu (ve) yasalarımı düzenledim. …”85.
Yenisey Yazıtlarında bey, yurdun elçisi vazifesiyle ün yapmıştır. Burada elçi yurdu muhafaza eden kişi olarak tanımlanmaktadır. Mesela Uyuk‐Tarlak Yazıtı’nda elçi tabirine karşılık olarak altı birleşik boyun beyi anlatılır. Dolayısıyla burada bey yönetici pozisyonundadır.

Uyuk‐Arjan Yazı‐tı’nda bey yurdu düzenleyen vasfı ile tanıtılmaktadır86.
2.2. Milleti Yüceltme
Türklerde kağan milleti için görev ve sorumluklar yüklenmiştir. Tarih boyunca milletinin varlık gösterip isminin unutulmaması Türk kağanının önemli bir vazifesidir. Yazıtlarda kağanın milletini yüceltmek için gece ve gündüz çalıştığına dair bilgiler yer almaktadır87.
Türk kağanlarının gök soylu ve cihan hâkimiyetine sahip olmaları inan‐cı onları milletin babası ve hatta insanlığın efendisi gibi sıfatlara layık gö‐rülmelerine sebep olmuştur. Osman Turan’a göre kağanların millet ve teba‐alarına karşı adalet, şefkat ve himaye göstermeleri babalık sıfatı ile ilgilidir.
Türk kağanlarının babalık vazifesi sebebi ile milleti için yaptıklarını şöyle
sıralayabiliriz:
Türk idarecilerinin Oğuz ananesine uygun olarak halka ziyafet vermele‐
ri sırasında sofra ve saray eşyasını yağma ettirmek,
Milleti iskân etmek, ekonomisini güçlendirmek, milli bilinç kazandır‐
mak, korumak,
Millete karşı adaletli olmak88.
Türk kağanları tahta oturdukları sürede millete hizmet ettikleri gibi
sonraki nesilleri de düşünmüşler ve bu amaçla da öğütlerin yer aldığı yazıt‐
lar inşa ederek kalıcı miras bırakmışlardır89.
Türk kağanları yukarıda sıraladığımız millet adına görev ve sorumlu‐
lukları yerine getirerek onu yüceltmişlerdir. Kül Tigin, Bilge Kağan, Tonyu‐
kuk, Kara Balgasun (I) yazıtlarında konu ile ilgili örnek metinler şöyledir:
Kül Tigin Yazıtı doğu yüzü:
“[25] … Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı, annem ha‐
tunu yükseltmiş olan Tanrı, il veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın
diye,
[26] kendimi o Tanrı kağan oturttu tabiî. Varlıklı, zengin millet üzerine otur‐
madım. İşte aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan milletin üzerine oturdum. Küçük
kardeşim Kül Tigin ile konuştuk. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin
adı sanı yok olmasın
[27] diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçük karde‐
şim Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım. Öyle kazanıp bütün milleti ateş, su
kılmadım. Ben kendim kağan oturduğumda, her yere
[28] gitmiş olan millet öte yite, yaya olarak çıplak olarak dönüp geldi. Milleti
besleyeyim diye, kuzeyde Oğuz kavmine doğru, doğuda Kıtay, Tatabı kavmine doğ‐
ru, güneyde Çine doğru on iki defa büyük ordu sevk ettim, … savaştım. Ondan
[29] sonra, Tanrı bağışlasın, devletim var olduğu için, kısmetim var olduğu
için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıl‐
dım. Az milleti çok kıldım. Değerli illiden, değerli kağanlıdan daha iyi kıldım. Dört
taraftaki
[30] milleti hep tâbî kıldım, düşmansız kıldım. Hep bana itaat etti. …”90.
Kül Tigin Yazıtı kuzey yüzü:
“ [9] … Annem hatun ve analarım, ablalarım, gelinlerim, prenseslerim,
bunca yaşayanlar cariye olacaktı, ölenler yurtta yolda yatıp kalacaktınız.

[10] Kül Tigin olmasa hep ölecektiniz …”91.
Bilge Kağan Yazıtı’nda da Türk milleti yok olmasın diye başına kağan
atanıldığı anlatılmıştır. Bu sayede de Türk milleti özgürlüğüne kavuşmuş ve
devlet sahibi olmuştur. Bilge Kağan Yazıtı’nda kağan başa geçtiğinde Türk
milletini düzene soktuğu, milleti zenginleştirdiği ve çoğalttığı konusu iş‐
lenmiştir92. Konuya dair örnek metinler şöyledir:
“[21] annem hatunu yükselten Tanrı, il veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, kendimi o Tanrı kağan oturttu tabiî. Varlıklı, zengin millet üzeri‐
ne oturmadım. İçte aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan millet üzerine oturdum.
Küçük kardeşim Kül Tigin, iki şad, küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk. Babamızın,[22] amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyuyamadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki şad
ile öle yite kazandım. Öyle kazanıp bütün milleti ateş, su kılmadım. Ben kendimkağan oturduğumdan her yere gitmiş olan millet yaya olarak, çıplak olarak, öle yite geri[24] Az milleti çok kıldım.

Değerli illiden, değerli kağanlıdan daha iyi kıldım.
Dört taraftaki milleti hep tâbi kıldım, düşmansız kıldım. Hep bana itaat etti…
[33] …Tanrı bahşettiği için, ben kazandığım için Türk milleti kazanmıştır. Ben
küçük kardeşimle beraber böyle başa geçip kazanmasam Türk milleti ölecekti, yok
olacaktı. Türk beyleri, milleti, böyle düşünün, böyle bilin! Oğuz kavmi … göndermeden, diye ordu sevk ettim”93.
Tonyukuk Yazıtı’nda da Göktürk kağanlarının başarıları milletin yok
olmasına engel olmuştur düşüncesi yer almaktadır94.
Kara Balgasun (I) Yazıtı’nın Çince bölümü ve çevirisi:
“(4) … Oğlu Kutluğ Kagan onun yerine geçti. O, yaradılıştan atılgan vebaşarılı idi. Bütün oymaklar kendi istekleriyle ona bağlanıyorlardı … Kaganmevkiini muhafaza ettiği müddetçe (6) kuluçkadaki yumurtalarını muhafaza eden bir tavuk gibi tebasını koruyordu … ”95.
2.3. Sefere Çıkma
Türklerin askeri alandaki başarıları tarih boyunca sürmüştür ve birçok milletinde dikkatini çekmiştir. Eski Türkler milletlerini askeri güçleri sayesinde koruyorlardı96. Askeri alanda sağlanan bu üstünlükte Türk kağanlarının rolü büyüktür ve onun önemli bir görevi de ordusunun başında sefere çıkmaktır.
Yazıtlarda, kağanların milletlerinin refahı, huzuru ve geleceği için seferlere çıktıkları anlatılmaktadır:
Kül Tigin Yazıtı doğu yüzü:
“[2] Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında[12] … Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya, batıya asker sevk edip toplamış, yığmış…
[15] Kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı lûtfettiği için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış, düşmanı tâbi kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili, [16] töreyi kazanıp, uçup gitmiş. Babam kağan için ilkin Baz Kağanı balbal olarak dikmiş. O töre üzerine kağan oturdu. Amcam kağan oturarak Türk milletini
tekrar tanzim etti, besledi. Fakiri zengin kıldı, azı çok kıldı”97.
Sonrasında Kül Tegin’in amcası ile beraber sefer yapmaya devam ettikleri metinlerde geçmektedir. Onlar Yeşil Nehir, Şantung Ovası, Demir Kapı taraflarına ve Kırgız, Türgiş, On Ok ile Az kavimleri ülkelerine ordu sevketmişlerdir.
Bilge Kağan Yazıtı doğu yüzü
“ [23] … Milleti besleyeyim diye kuzeyde Oğuz kavmine doğru; doğu da Kıtay, Tatabı kavmine doğru; güneyde Çine doğru on iki defa ordu sevkettim … savaştım. Ondan sonra Tanrı buyurduğu için, devletim, kısmetim var olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli kıldım. Fakir milleti zengin kıldım”98.
Bilge Kağan Yazıtı’ndaki bu metnin devamında Göktürklerin diğer seferleri de anlatılmaktadır. Göktürk Kağanı Tangut, Basmıl, Çik, Az, Kırgız,Türgiş, Karluk, Dokuz Oğuz, Oğuz gibi kavimlerin üzerine seferler düzenlemiştir. Göktürk yazıtlarından Kül Tigin ve Bilge Kağan’da sefer düzenlendiği yukarıdaki iki örnekle açıklansa da Tonyukuk Kitabesi’nde de bu konu hakkında bilgiler vardır99.
Uygurların Taryat ve Moyun Çor/Şine Usu yazıtlarında yöneticilerinin sefer düzenledikleri ve savaştıkları anlatılmaktadır. Taryat Yazıtı’nda Uygurların Göktürkler üzerine sefer yaptıkları anlatılmıştır100. Moyun Çor/Şine
Usu Yazıtı’nda da Göktürk, Çik, Tatar, Kırgız, Karluk, Basmıl, Türgeş,Çin’deki Oğuz ve Göktürler gibi kavimlerin üzerlerine Uygurların gidip savaştıkları hakkında bilgiler vardır101.
Yenisey Yazıtlarında da beyin sefere çıkıp düşman öldürdüğü konusu işlenmiştir102.
SONUÇ
Eski Türk yazıtları olayların yaşandığı dönemi anlatan tarihi kaynaklar oldukları için İslam öncesi Türklerin devlet ve millet anlayışlarını çağımıza aktaran mühim eserlerdir. Türk kağanın devlet ve millet için verdiği mücadele yazıtların ana temasını oluşturmuştur.

Yazıtlarda Türk kağanının en önemli vasfı seçilmiş bir kişi oluşudur ki bu durumda onu seçkin kılmaktadır. Çünkü Türklerde Tanrı yani en yüce varlık kağanı seçerek ona devleti yönetme yetkisini verir. Bu seçkin vasfının yanında Türk kağanının bilgili, erdemli, kahraman olması gerekirdi. Yazıtlarda bilgili ve erdemli kağanların devleti iyi idare ettikleri üzerine önemli mesajlar verilmiştir. Kahramanlık vasfı her Türk vatandaşında olması gere ken bir özelliktir. Türk kağanı yazıtlarda sürekli sefere çıkan ve düşmanı ile savaşan bir kişi olarak tanıtılmaktadır. Kağan, savaştığı kavimleri itaat altı na alarak devletinin gücünü arttırmıştır. Bu uğurda canla başla mücadele
vermiştir.
Türk kağanları doğu‐batı, kuzey‐güney yönlü seferler düzenleyerek
dünya milletlerini yönetmeyi amaçlamışlardır. İnsanlığın efendisi diyebile ceğimiz Türk kağanı millet için görev ve sorumluluklar yüklenmiştir. As‐lında yazıtlarda da tespit ettiğimiz kadarıyla kağan milleti için gece‐gündüz demeden çalışmaktadır. Milletin fakir düşmemesi, esir olmaması, birlik ve beraberlik içinde yaşaması kağanın başlıca görevidir. Kağanın sefer düzen lemesi de millet içindir. Böylece millet içte huzurlu olacak ve dıştan gelecek
tehlikelere karşı korunacaktır.

Kaynakça Sayfaları

1 Kemal Göde, “Türkler’de Devlet Anlayışı –Mete’den Atatürk’e- (M.Ö. 209- M.S. 1923)”, Erciyes Üniversitesi İlâhiyat
Fakültesi Dergisi, S. 2, Kayseri 1985, s. 163. 2 İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2011, s. 224-225. 3 İlhami Durmuş, “Eski Türk Devletlerinin Oluşumunun Temel Unsurları”, Gazi Türkiyat, S. 2, Ankara 2008, s. 27.
4 Yusuf Has Hâcip, Kutadgu Bilig, II, (Çev. Reşid Rahmeti Arat), Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara 2003, s. 31. 5 Kafesoğlu, s. 240; Nurbolat Bogenbayev, Aydın Calmırza, “Eski Türk Dünya Görüşündeki “Kut” Ve “Karga” Kavramları”, Millî Folklor, S. 103, Ankara 2014, s. 74; Osman Kaşıkçı, “Eski Türklerde Devlet Başkanlığı-Hakanlık”, Türkler, Ankara 2002, s. 889; Saadettin Gömeç, “Kagan ve Katun”, DTCF Tarih Araştırmaları, S. 29, Ankara 1997, s. 80; László
Rásónyı, Tarihte Türklük, Örgün Yayınevi, İstanbul 2007, s. 92; Hikmet Tanyu, İslâmlıktan Önce Türklerde Tanrı İnancı, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1980, s. 44; Saadettin Yağmur Gömeç, Türk Tarihinde İzler, IV, Berikan Yayınevi, Ankara 2015, s. 82. 6 Saadettin Yağmur Gömeç, Kök Türk Tarihi, Berikan Yayınevi, Ankara 2016, s. 291-292. 7 Gömeç, Kök Türk Tarihi, s. 327; Gömeç, “Kagan ve Katun”, s. 80.

8 Kafesoğlu, 257; Rásónyı, Tarihte Türklük, s. 93-95. 9 Kafesoğlu, s. 240. 10 Ayşe Onat, Sema Orsoy, Konuralp Ercilasun, Han Hanedanlığı Tarihi Hsiung-nu (Hun) Monografisi, Türk Tarih Kurumu
Basımevi, Ankara 2004, s. 13. 11 Bahaeddin Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2016, s. 67-69.
12 Tengri teg tengride bolmış Türk Bilge Kağan: Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı (Muharrem Ergin, Orhun
Abideleri, Boğaziçi Yay., İstanbul 2010, s. 56-57.) 13 Tengri teg Tengri yaratmış Türk Bilge Kağan: Tanrı gibi Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağanı (Ergin, s. 32-33.) 14 Saadettin Yağmur Gömeç, Türk Kültürünün Ana Hatları, Berikan Yayınevi, Ankara 2014, s. 83. 15 Emel Esin, Orta Asya’dan Osmanlı’ya Türk Sanatında İkonografik Motifler, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2004, s.83. 16 Yarlıg: Hakanın mektubu, fermanı, buyruğu (Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, III, Türk Tarih Kurumu
Basımevi, Ankara 1985, s.42.)

17 Ülüg: Baht, talih, kısmet (Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, s. 181; Tanyu, s. 51.)
18 Küç: Güç ve gerekli enerji ( Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, s. 181.) 19 Tınglıg: Ruh ve nefes sahibi kimseler (Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, s. 183.) 20 Iduk: Kutlu ve mübarek olan her nesne (Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, I, Türk Tarih Kurumu
Basımevi, Ankara 1985, s. 65.) 21 Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, s. 181-184.
22 Ögel, s. 89; Gömeç, “Kagan ve Katun”, s. 80; Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, 1, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara
1993, s. 294. 23 Ergin, Orhun Abideleri, s. 3, 7. 24 Ergin, s. 13.
25 Ergin, s. 33.

26 Ergin, s. 65.
27 Tes K 1: Tes Yazıtı kuzey yüzü 1. satır 28 Mehmet Ölmez, Orhun-Uygur Hakanlığı Dönemi Moğolistan’daki Eski Türk Yazıtları Metin-Çeviri-Sözlük, BilgeSu
Yayıncılık, Ankara 2013, s. 271; Erhan Aydın yazıtın çevirisinde ejderha (gibi) ifadesinin yerine “(O) yüce (ve) büyük
kağan imiş” ifadesini kullanmıştır. (Erhan Aydın, Uygur Kağanlığı Yazıtları, Kömen Yay., Konya 2011, s. 33.) 29 Tes D 1: Tes Yazıtı doğu yüzü 1. satır 30 Ölmez, s. 271.
31 Tar G 6: Taryat Yazıtı güney yüzü 6. satır 32 Ölmez, s. 281.
33 Tar B 1: Taryat Yazıtı batı yüzü 1. satır
34 Tar B 2: Taryat Yazıtı batı yüzü 2. satır 35 Tar B 3: Taryat Yazıtı batı yüzü 3. satır 36 Ölmez, s. 281.
37 MÇ K 1: Moyun Çor / Şine Usu Yazıtı kuzey yüzü 1. satır 38 Ölmez, s. 300.
39 Ölmez, s. 259- 261.

40 Salim Koca, “Eski Türklerde Devlet Geleneği ve Teşkilatı”, Türkler, Ankara 2002, s. 829-830. 41 Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yay., Ankara 2011, s. 136-139; Ölmez, s. 219-220.
42 Ergin, s. 13.
43 Ergin, s. 33.
44 Ergin, s. 79.

45 Ölmez, s. 255-259.
46 Erhan Aydın, Yenisey Yazıtları, Kömen Yay., Konya 2015, s. 40. 47 Fikret Yıldırım, Erhan Aydın, Risbek Alimov, Yenisey-Kırgızistan Yazıtları ve Irk Bitig, BilgeSu Yay., Ankara 2013, s. 45-
46; Aydın, s. 56. 48 Yıldırım, Aydın, Alimov, s. 115-117; Aydın, s. 110-112. 49 Yıldırım, Aydın, Alimov, s. 124-126; Aydın, s. 118-122.

50 Yıldırım, Aydın, Alimov, s. 83-87; Aydın, s. 80-85.
51 Yusuf Has Hacip, s. 31.
52 Bahaeddin Ögel, Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yay., İstanbul
2011, s. 580; Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, s. 244-249. 53 Aydın Taneri, Türk Devlet Geleneği –Dün ve Bugün-, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1975, s. 24-25. 54 Taneri, s. 66.

55 Ögel, Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları, s. 582-583; Gömeç, Türk Kültürünün Ana Hatları, s. 113-114;
Koca, s. 1460. 56 Osman Mert, Köli Çor Yazıtı ve Anıt Mezar Kompleksi, Zafer Medya Ofset Matbaacılık, Erzurum 2015, s. 51-53, 56. 57 Mert, s. 58.
58 Mert, s. 88.
59 Ergin, s. 9-11.
60 Ergin, s. 35.

61 Ölmez, s. 248.
62 Yıldırım, Aydın, Alimov, s. 124; Aydın, s. 118. 63 Osman Turan, “The Ideal of World Domination among the Medieval Turks”, Studia Islamica, 4, Paris 1955, pp. 77–90. 64 Kafesoğlu, s. 244; Gömeç, s. 84. 65 Turan, “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi”, s. 848; Turan, “The Ideal of World Domination among the Medieval Turks”,
s. 81; Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2011, s. 104-105; Ögel, Türk
Mitolojisi, 1, s. 207-208.

66 Turan, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi, s. 104-105; Turan, “The Ideal of World Domination among the Medieval
Turks”, s. 78-79. 67 Ergin, s. 3.
68 D1: Doğu yüzü 1. satır 69 D2: Doğu yüzü 2. satır
70 Marcel Erdan, “Ongin Yazıtı”, (Çev. Semih Tezcan), Orhon Yazıtlarının Bulunuşundan 120 Yıl Sonra Türklük Bilimi ve
21. Yüzyıl Konulu 3. Uluslararası Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu, Ankara 2011, s. 372. 71 Tar B 3: Taryat Yazıtı batı yüzü 3. satır 72 Tar B 4: Taryat Yazıtı batı yüzü 4. satır 73 Ölmez, s. 281-282.

74 Ölmez, s. 255.
75 Kafesoğlu, s. 224. 76 Gömeç, “Kagan ve Katun”, s. 83.
77 Gömeç, Türk Kültürünün Ana Hatları, s. 129-132. 78 Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, s.132. 79 Ögel, s.147.

80 Gömeç, “Kagan ve Hatun”, s.85-86.
81 Ergin, s. 9.
82 Tes D 4: Tes Yazıtı doğu yüzü 4. satır 83 Erhan Aydın, Uygur Kağanlığı Yazıtları, s. 35. 84 Tar B 3: Taryat Yazıtı batı yüzü 3. satır
85 Aydın, s. 50. 86 Aydın, Yenisey Yazıtları, s. 35. 87 Gömeç, “Kagan ve Hatun”, s.87.

91 Ergin, s. 27.
92 Ergin, s. 37-39.
93 Ergin, s. 43, 49.
94 Ergin, s. 81.
95 Ölmez, s. 255.

96 Ainur Nogayeva, Tursynkhan Kaiyrken, Zibagul Ilyassova, “Eski Türklerin Askerî Gelenekleri: Türk Askerlerinin Doğu
ve Batı Asya’da Oynadığı Roller”, Bilig, S.81, Ankara 2017, s.166. 97 Ergin, s. 9-15.
98 Ergin, s. 43.
99 Bkz. Ergin, s. 65- vd.

100 Erhan Aydın, Uygur Kağanlığı Yazıtları, s. 39. 101 Aydın, s. 60-61. 102 Bu makalede “kahraman olması” başlığı altında Yenisey Yazıtlarındaki örneklerde beyin savaş yaptığı yani sefere
çıktığı anlatılmıştır. Bkz. s. 7-8.

KAYNAKÇA
‐Aydın, Erhan, Uygur Kağanlığı Yazıtları, Kömen Yayınları, Konya 2011.
‐Aydın, Erhan, Yenisey Yazıtları, Kömen Yayınları, Konya 2015.
‐Bogenbayev, Nurbolat, Calmırza, Aydın, “Eski Türk Dünya Görüşündeki
“Kut” Ve “Karga” Kavramları”, Millî Folklor, S. 103, Ankara 2014, ss. 69‐80.
‐Durmuş, İlhami, “Eski Türk Devletlerinin Oluşumunun Temel Unsurları”, Gazi
Türkiyat, S. 2, Ankara 2008, ss. 25‐45.
‐Erdan, Marcel, “Ongin Yazıtı”, (Çev. Semih Tezcan), Orhon Yazıtlarının Bulunu‐
şundan 120 Yıl Sonra Türklük Bilimi ve 21. Yüzyıl Konulu 3. Uluslararası Türki‐
yat Araştırmaları Sempozyumu, Ankara 2010, ss. 363‐372.
‐Ergin, Muharrem, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 2010.
‐Esin, Emel, Orta Asya’dan Osmanlı’ya Türk Sanatında İkonografik Motifler, Kabalcı
Yayınevi, İstanbul 2004.
‐Göde, Kemal, “Türkler’de Devlet Anlayışı –Mete’den Atatürk’e‐ (M.Ö. 209‐
M.S. 1923)”, Erciyes Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, S. 2, Kayseri 1985,
ss. 155‐177.
‐Gömeç, Saadettin Yağmur, Kök Türk Tarihi, Berikan Yayınevi, Ankara 2016.
‐Gömeç, Saadettin Yağmur, Türk Kültürünün Ana Hatları, Berikan Yayınevi,
Ankara 2014.
‐Gömeç, Saadettin Yağmur, Türk Tarihinden İzler IV, Berikan Yayınevi, Ankara
2015.
‐Gömeç, Saadettin, “Kagan ve Katun”, DTCF Tarih Araştırmaları, S. 29, Ankara
1997, ss. 81‐92.
‐Kafesoğlu, İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2011.
‐Kaşıkçı, Osman, “Eski Türklerde Devlet Başkanlığı‐Hakanlık”, Türkler, Ankara
2002, ss. 888–894.
‐Koca, Salim, “Eski Türklerde Devlet Geleneği ve Teşkilatı”, Türkler, Ankara
2002, ss. 823–845.
‐Mert, Osman, Köli Çor Yazıtı ve Anıt Mezar Kompleksi, Zafer Medya Ofset Mat‐
baacılık, Erzurum 2015.
‐Nogayeva, Ainur, Kaiyrken, Tursynkhan, Ilyassova, Zibagul, “Eski Türklerin
Askerî Gelenekleri: Türk Askerlerinin Doğu ve Batı Asya’da Oynadığı Rol‐
ler”, Bilig, S. 81, Ankara 2017, ss. 165‐183.
‐Onat, Ayşe, Orsoy, Sema, Ercilasun, Konuralp, Han Hanedanlığı Tarihi Hsiung‐
nu (Hun) Monografisi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2004.
‐Orkun, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları, Anka‐
ra 2011.
‐Ögel, Bahaeddin, Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Türk Dün‐
yası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul 2011.
‐Ögel, Bahaeddin, Türk Mitolojisi, 1, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1993.
‐Ögel, Bahaeddin, Türklerde Devlet Anlayışı, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2016.
‐Ölmez, Mehmet, Orhun‐Uygur Hakanlığı Dönemi Moğolistan’daki Eski Türk Yazıt‐
ları Metin‐Çeviri‐Sözlük, Bilgesu Yayıncılık, Ankara 2013.

‐Rásónyı, László, Tarihte Türklük, Örgün Yayınevi, İstanbul 2007.
‐Taneri, Aydın, Türk Devlet Geleneği –Dün ve Bugün‐, Ankara Üniversitesi Bası‐
mevi, Ankara 1975.
‐Tanyu, Hikmet, İslâmlıktan Önce Türklerde Tanrı İnancı, Ankara Üniversitesi
Basımevi, Ankara 1980.
‐Turan, Osman, “The Ideal of World Domination among the Medieval Turks”,
Studia Islamica, 4, Paris 1955, pp. 77–90.
‐Turan, Osman, “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi”, Türkler, C. 2, Ankara 2002,
s. 845‐855.
‐Turan, Osman, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi, Ötüken Neşriyat, İstan‐
bul 2011.
‐Yıldırım, Fikret, Aydın, Erhan, Alimov, Risbek, Yenisey‐Kırgızistan Yazıtları ve
Irk Bitig, BilgeSu Yayıncılık, Ankara 2013.
‐Yusuf Has Hâcip, Kutadgu Bilig, II, (Çev. Reşid Rahmeti Arat), Türk Tarih Ku‐
rumu Yayınları, Ankara 2003.

 

 

Yazar Hakkında

Yazılar sayısı : 1295

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

9.396 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Üstüne gidin