Buradasınız:Anasayfa » Osmanlı Tarihi » Yeniçeriler ve Yeniçeri isyanları

Yeniçeriler ve Yeniçeri isyanları

YENİÇERİ KİME DENİR?

Yeniçeriler, Osmanlı Devleti’nde askerî bir sınıfın adı olup, pâdişaha bağlı olan Kapıkulu Ocakları’nın en itibarlısıydı. Murad Hüdâvendigâr zamanında hazırlanan Pencik Kânûnu ile devletin asker ihtiyacı için esirlerin beşte biri merkeze alınmaya başlandı.

Bu sistem, Çelebi Mehmed ve Sultan 2. Murad zamanında daha da geliştirilerek, fethedilen yerlerdeki Hristiyan çocukların devşirilmesi yoluna gidildi. Devşirilen Hristiyan çocukları, önce Müslüman Türk ailelerin yanında İslâmiyeti ve Türk kültürünü öğreniyor; sonra, kaabiliyetlerine göre ya yeniçeri oluyor ya da devlet adamı yetiştirilen Enderun’a geçiyorlardı.

Devletin ilk yüzyıllarında çok yararlı olan Yeniçeri Ocağı, ocağa asker alımındaki kuralların esnemesiyle bozulmaya başladı. Yeniçeriler, eğitimsiz ve başıboş kimselerin ocağa girmesiyle, doğrudan siyâsete katılan, devlet adamlarını tâyin veya azlettiren, pâdişahları tahttan indiren bir kuvvet hâline geldiler. İstekleri olmayınca, pâdişah öldürecek kadar ileri giden Yeniçeri Ocağı, II. Mahmud tarafından 1826’da kaldırıldı.

KAZAN KALDIRMA

Günümüzde yönetime karşı gelme anlamına gelen kazan kaldırma deyiminin kökeni yeniçerilere dayanır. Yeniçerinin kazan kaldırması isyân etmesi demekti. İsyânların mekânı olan iki meşhur meydan vardı. Aksaray’daki Et meydanı; Sultanahmet’deki At  Meydanı.

Yeniçeri Ocağı’nda her birliğin, kutsal kabul edilen bir kazanı vardı. Kutsallığı, bağlı oldukları Bektâşî tarikinden dolayı idi. İsyân edecekleri zaman, önce Et Meydanı’nda toplanıp kazan kaldırlar; sonra, at Meydanı’na giderlerdi.  Oradan da Topkapı Sarayı’nın kapısına dayanarak isteklerini sıralarlardı. İstediklerini almadan kazan yere inmezdi. Bazen aylarca devam eden isyânlarda, halk korku içinde yaşa;, devlet adamları linç edilir; padişahlar bile katledilirdi.

İLK İSYÂN

Yeniçerilerin isyan ederek iktidara müdâhalesi önce Edirne’de oldu. Fatih Sultan Mehmed Han’ın ilk hükümdarlığı sırasında, 1446’da meydana gelen isyânın görünüşdeki sebebi maaşlardı. Asıl sebep ise genç pâdişahın tahtan indirilmesiydi ve hedefe  ulaşıldı. Sultan 2. Murad, tekrar tahta geçti. Ancak, Fâtih’in ikinci hükümdarlığındaki isyân, elebaşlarının cezâlandırılması ile bastırıldı.

OTAĞ-I HÜMÂYÛN’A ATILAN OKLAR

1512’de tahta çıkan Yavuz Sultan Selim Han, 1514’de İran seferine çıktı. Yeniçeriler yol sıkıntısını bahâne ederek isyân ettiler. Pâdişahın otağının etrâfını sardılar. Çadıra ok atan yeniçeriler oldu. Bunun üzerine, çadırından çıkarak askerlerin içine dalan I. Selim Han, isteyenlerin İstanbul’a dönebileceğini, isteyenlerin de kendisiyle gelip Şah İsmail’le savaşabileceğini söyledi. Gerekirse tek başına gideceğini de ekledi. Yatışan askerler yola devam ettiler.

YEDİKULE ZİNDANLARINDA KATLEDİLEN GENÇ PÂDİŞÂH

1618 yılında, on dört yaşındayken tahta çıkan Genç Osman, bir çok yenilik yapmak niyetindeydi. Bunlardan birisi de kapıkulu ocaklarını düzeltmekti.Kendisine bağlı bir ordu kurmak için hac bahânesiyle Anadolu’ya geçmek istedi. Ancak isyân eden yeniçeriler, 22 yaşındaki pâdişahı tahttan indirdiler. Sonra, Peçevî’nin “kaleme değil, lisana dahi gelecek değil” dediği türlü hakâret ve işkenceler yaparak Yedikule Zindanları’nda götürdüler ve boğarak öldürdüler.

SULTANAHMET CÂMİİ’NE SIĞINAN İSYÂNCILAR

1632’de, Sultan 4. Murad Han zamanındaki yeniçeri isyânı üç gün sürdü. Âsiler yaklaşık 20 devlet adamının kellesini istediler. Kış çetin geçtiği için Sultanahmet Câmisi’nde kalıyorlardı. Üçüncü gün, sarayın dış kapısını aşarak içeri girdiler. İstifâ etmesine rağmen Sadrazam Hâfız Ahmet Paşa’yı istediler. Kalabalık yatışmayınca Hâfız Paşa abdest alarak pâdişaha şöyle dedi:

“Pâdişahım! Hâfız gibi bin kulun yoluna fedâdır. Ancak ricam budur ki beni sen katletmeyip bırak. Bu zâlimler beni şehid etsinler ve lütfedip cenâzemi Üsküdar’da defn ettiresin.”

Sonra besmele çekip isyâncıların arasına daldı. Parçalanarak şehid edildi. Bu hâdiseye çok üzülen Sultan, gücü eline geçirince Yeniçeri Ocağı hakkında sert tedbirler alarak isyânlarına engel oldu.

HAMAMDA PLANLANAN DARBE

Horpeşteli Arnavut Halil, hamam tellaklığı yapan eski bir askerdi. Patrona lakabıyla bilinirdi. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın muhâlifleri tarafından kışkırtılınca, 28 Eylül 1730’da zorba arkadaşlarıyla isyân etti. Yeniçerileri de arkasına alınca isyân büyüdü. İsyân bastırılamıyınca Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa ve bir kaç devlet adamı îdam edildi. Patrona Halil ve âsiler, daha sonra pâdişahın tahttan inmesini isteyince, padişah 3. Ahmed, yerini Sultan 1. Mahmud’a bıraktı. Okuma yazması bile olmayan Patrona Halil, önemli makamlara istediği kişileri atadı. Protokolde çıplak ayakla duruyordu. Patrona ve adamlarını öldürmek için fırsat bekleyen pâdişah, isyândan iki ay sonra, onları saraya çağırarak ortadan kaldırttı.

DARBECİ SERASKER HÜSEYİN AVNİ PAŞA

1826’da Yeniçeri Ocağı kaldırılınca, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adında yeni bir ordu kuruldu. Ordunun en tepesinde serasker vardı. Seraskerlik makamı, zamanla protokolde güçlü hâle geldi. Yüzyıllardır yeniçerilerin darbeleri ile uğraşan devlet, yeni ordu ile darbeler dönemini bitirdiğine inanıyordu. 1859 yılında gizli bir darbe teşebbüsü, alınan ihbâr ile engellendi. Ancak 1876’daki darbe, Sultan Abdülaziz Han’ın hayâtına mâl oldu. Darbe sonrası bilekleri kesilerek öldürüldü. Darbecilerin başında, bir zamanlar seraskerlik ve sadrazamlık yapmış yapmış olan Hüseyin Avni Paşa vardı.

SARIKLI İHTİLÂLCİ ALİ SUÂVÎ

19 asırda bizim yeniçerilerin devri bitince, batının yeniçerileri devreye girmişti. Bunlar dönemin Avrupa gören aydınlarıydı. Osmanlı düşmanı devletler, bu aydınları ustaca kullandı. Vâizlikten, gazeteciliğe kadar birçok iş yapan Ali Suâvi, bunlardan birisiydi. Saray basıp pâdişah değiştirmeye cesâret edecek kadar ilginç bir adamdı. Sarığını hiç çıkarmazdı. Mustafa Fâzıl Paşa’nın tesiriyle hilâfet ve pâdişah düşmanı oldu. Avrupa’dan dönüşte Mekteb-i Sultânî’ye müdür tâyin edildi. Kendi hatâları yüzünden görevden alınınca, tekrâr pâdişah düşmanı oldu. 2.Abdülhamid Han’ı tahtan indirmeye karar verdi. 20 Mayıs 1878’de yapacağı darbeyi, 18 Mayıs târihli gazete yazısında îmâ edecek kadar kendisinden emindi. 5. Murad’ı tahta çıkarmak için 250 Filibeli muhâcir ile  Çırağan Sarayı’nı bastı. Haberi alan Beşiktaş Karakolu Muhâfızı Hasan Paşa, Çırağan’a yetişerek Ali Suâvî’yi öldürdü.

BİR HUKUK DARBESİ

Osmanlı Devleti’nde fetvâ olmadan pâdişah azledilemez. Devletin hukuku şer’î hukuk olduğu için cebren ve hile ile fetvâ çıkartarak pâdişâh azletmek, bir hukuk darbesidir. Otuz üç yıl devleti yöneten 2. Abdülhamid Han’a karşı muhtelif darbeler ve suikastler yapıldı. Başarılı olunamayınca en sonunda Meşrutiyet’in yeniden ilânından sonra, bir hukuk darbesiyle tahttan indirildi.

Hal’ fetvâsındaki iddiâlar tamamen iftiraydı. Dinî kitapları tahrif etmek ve yakmak; Müslümanlar arasında fitne çıkartarak birbirlerini öldürmelerine sebeb olmak; emrindekileri haksız yere öldürmek; Hazîne parasını isrâf etmek vs… Fetvâ makamına zorla imzâlatılan ve silahların gölgesinde Meclis’den  zorla geçirilen hal’ fetvâsı, “Millet sizi azletti.” diye pâdişaha sunuldu.

SON DARBE

Devlet-i Aliyye’nin gördüğü son darbe, 23 Ocak 1913’deki Bâbıâli Baskını idi. O sırada, iktidarda Kâmil Paşa kabinesi vardı. Balkan Savaşı`ndaki yenilgiler ve Edirne`nin Bulgaristan`a terk edilişini fırsat bilen İttihatçılar, cemiyetin merkezinde hükûmete karşı darbe planladılar. Enver ve Talat Paşaların başı çektiği darbe sırasında, Harbiye Nâzırı Nâzım Paşa öldürüldü; Sadrazam Kâmil Paşa’ya zorla istifâsı imzâlattırıldı. Darbe sonrasında iktidar, İttihat ve Terakki Partisi’nin eline geçti

Yazar Hakkında

Yazılar sayısı : 1295

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

9.395 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Üstüne gidin