Buradasınız:Anasayfa » Dünya Tarihi » Termofil Savaşı (M.Ö. 480)

Termofil Savaşı (M.Ö. 480)

TERMOFİL SAVAŞI (M.Ö. 480)

     On yıl önce Maraton’da Yunanlılara yenilen Persler, on yıllık bir aradan sonra yarım bıraktıkları işi tamamlamak üzere Yunan ana karasına dönmeye hazırlanıyorlardı. Babası Darcios’un yaptığı hataya düşmek istemeyen Pers Kralı Kserkses, o zamana değin görülmüş en devasa ordu için sefer hazırlıklarını başlattı. Bu amaçla Pers ordusu Anadolu topraklarını kullanarak Çanakkale üzerinden karşı kıyı olan Abidos’a geçti.
M.Ö. 5. Yüzyılda Pers İmparatorluğu’nun Sınırları ve Yunan Coğrafyası…
     Pers ordusunun istila amacıyla toprakları üzerine geldiğini öğrenen Yunan toplumu büyük bir panik içerisinde kaldı. O zamana değin kendi içlerinde ittifak kurmakta zorlanan Yunan şehir devletleri Pers tehlikesini bertaraf edebilme gayesiyle ortak bir savunma konsepti oluşturma çalışmalarına başladı. Dönemin en güçlü şehir devleti olan Atina’nın zayıf bir konumda bulunması, diğer şehir devletlerinin bazı dinsel ve sosyal sebepleri bahane ederek belirli sayılarda asker göndermesi gibi unsurlar tüm yükü en eğitimli ve elit askerlere sahip olan Spartalıların üzerine yükledi. Gerçi Spartalılar da çok cüzzi sayıdaki bir birliği gönderebilme durumundaydı; zira Sparta toplumunda köle konumundaki Helotlar ezici çoğunluktaydı ve her an isyana kalkışma potansiyeline sahiptiler. Bunun yanında, olayın Carneia festivaline denk gelmesi de batıl inançları yüksek olan ve festival süresince savaşa asker gönderilmesini uğursuzluk addeden Sparta toplumunun koalisyon güçlerine az sayıda asker vermesine yol açtı. Sparta’nın iki eş kralından biri olan Leonidas ve kendisinin seçtiği 300 seçkin Spartalı asker Pers askerlerine mukavemet etmek üzere yola çıktı. Yunan koalisyon ordusunun belkemiğini Spartalılar oluştursa da Arcadialılar, Corinthialılar ve Thespialılar gibi müttefiklerden de 1000-1200 civarındaki asker yolda onlara katıldı.
Pers İmparatorluğu Ordularının Termofil Savaşı Öncesinde Kullandığı Güzergâh…
     Sparta toplumu 3 gruptan oluşuyordu: Spartiate (vatandaşlar), Perioeciler (vatandaş olmayan ama orduda savaşan özgür kişiler), toplumun büyük kesimini oluşturan köleleştirilmiş Helot‘lar. Toplum acımasız ve verimsiz bir yapıya sahipti. Çok elit ama az sayıda asker yetişiyordu. 6 yaşına kadar ailelerinin yanında kalan çocuklar bu yaştan sonra askeri disipline yavaş yavaş alıştırılmak üzere devletçe alınır ve ilerleyen yaşlarında eziyet verici şartlara dayanıklı olabilmeleri için bölge bölge dolaştırılırdı [Bu şartları kısaca; açlık-susuzluk-uykusuzluk-yorgunluğa dayanma‚ ayakkabısız yürüme‚ kış aylarında nehrin soğuk sularında yıkanma gibi tanımlayabiliriz]. 20 yaşına geldiğinde tam bir asker olarak hizmete başlar ve 60 yaşına kadar asker sayılırdı. Çok sert bir askeri disiplin yönetimi vardı.
     Spartiateler ordunun merkezindeydi. Savaşta ve barışta silah arkadaşlarıyla birlikte kışlalarda yaşarlardı. Toplumun küçük bir kesimini oluşturmaktaydılar ve ihtiyaçlarını köle olan Helotlar karşılamaktaydı. Spartiate sayısının az, Helot sayısının çok olması Sparta askerlerini mevcut toplumsal düzenin devamını sağlayabilmeleri için her zaman eğitimli ve hazır olmaya itiyordu. Zira Helotlar her an isyan edebilirdi. Bu yüzden de Sparta askerleri toplum içerisinde terör estiriyordu. Dönem dönem Helotlara saldırarak onları cebren kontrol etmekteydiler.
Termofil Savaşı’nda Sparta Ordusunun Savaş Unsurlarını Tasvir Eden İllustrasyonlar…
Perslere Karşı Spartalılarla Beraber Müttefik Olarak Savaşan Tespia ve Corinthia Askerleri
     Yunan toplumunda böyle bir hazırlık süreci yaşanırken Pers ordusu tüm ihtişamıyla yoluna devam ediyordu. Fakat sefer öncesinde babasının Maraton’da yaptığı hataları yapmama gayesiyle yola çıkan İmparator Kserkses benzer hataları kendisi de tekrarlıyordu. Bu meyanda yapılan en önemli stratejik hata lojistik gereksinimleri net bir biçimde hesaplayamamalarıydı. Kserkses ezici bir insan ve ekipman gücünün Yunan devletlerini kolayca teslim alabileceğini düşünmekteydi. Bu nedenle hesapsız biçimde insan toplamaya başladı. Üstelik bunlar sadece askerlerden oluşmuyordu; asker olmayan bir takım kişiler de ordu ile beraber sefere katılmıştı. Tarihçi Heredot, Pers ordusunun sayısını 1,7 milyon gibi abartılı bir rakam olarak verirken, Pers kaynakları 800 000 gibi bir rakamdan bahsetmektedir. Bu iki sayının da gerçek dışı olduğunu söyleyebiliriz. Zira Büyük İskender Asya seferinde 50 000 kişiyi intikal ettirmekte bile zorlanmıştır. Eğer lojistik yardım için kullanılan gemilerdeki insanları da hesaba katarsak Pers ordusunun sayıca 170 000 ila 300 000 kişi arasındaki bir güçle hesaba çıktığını söyleyebiliriz.
     Pers deniz gücü, ikmal gemileriyle onları koruyan savaş gemilerinden oluşmaktaydı. İkmalin kolayca sağlanabilmesi için gemiler sahil boyunca ilerletilmişti. Tabii donanma ile kara ordusu arasında grift bir ilişki de vardı. Çünkü kara ordusunun intikali sırasında donanma koruma ve kollama işlevini icra ederken donanma da ihtiyaçlarını karşılamada kara ordusu tarafından korunmaktaydı. Çok sayıda kürekçi taşıyan gemilerde yüklü miktarda erzak bulundurmak mümkün olmuyordu. Kürekçilerin kapladığı geniş alan fazla miktarda erzağın yüklenmesine izin vermediği için gemiler sürekli biçimde kıyıya yanaşıp yiyecek – içecek temin ediyordu.
     Karadaki lojistik ihtiyaçların rahatça temini amacıyla ordunun geçeceği güzergâhta ikmal merkezleri hazırlanmış, yol üzerindeki şehirlerin halklarına ordunun ihtiyaç duyduğu şeylerin tedarikine yardım etmeleri emredilmişti. Kserkses sefere hasat mevsiminde çıkarak son hasattan istifade etmeyi de planlamıştı. Heredot’un belirttiğine göre Pers ordusu Hellespont’u inşa edilen iki köprü vasıtasıyla geçmiş, ordunun büyüklüğünden ötürü geçiş 7 gün 7 gece sürmüştü.
     Öte yandan, Pers ordusuna ait gemiler Yunan topraklarına doğru ilerlerken Sepios Burnu civarında büyük bir fırtınaya yakalandılar. Bu fırtınayı Artemisum’da meydana gelen bir dizi kısır ve sonuçsuz deniz savaşı izledi. Fırtına ve deniz savaşları Persleri yolundan alıkoyamadı ancak kantite açısından sıkıntıya soktu. Savaş dışı kalan gemiler nedeniyle sayıca azalan donanma ne deniz hakimiyeti hususunda ne de denizden ikmal anlamında eskisi kadar güven vermiyordu. Ordunun ikmali giderek zorlaşmaya başlamıştı.
     Pers ordusu 10’luk sistem (Dathapati / manga) temelinde, 100’lük (Thatapati / bölük) – 1000’lik (Hazarapati / tabur) ve 10 000’lik (Baivarapati / tümen) tümenlere kadar uzayan bir biçimde yapılandırılmıştı. En büyük askeri birimler 6 şar tümenden mürekkep kolordulardı. Heredot 29 tane Pers ordusunun bulunduğunu ve bunun 6 tanesinin çoğunluğunu Med askerlerinin oluşturduğu ağır piyade sınıfı olduğunu belirtmektedir. Ağır piyadeler zırh giyer, mızrak – yay – kılıç ve sopa taşırdı. Sadece ön saftakiler kalkan kullanıyordu.
Termofil Savaşı’nda Pers Ordusunun Savaş Unsurları…
Med Askerleri
(Aşağıdaki tasvir, İran’ın Persepolis antik kentinde bulunan Apadana Sarayı’nın doğu girişindeki kabartmalardan alınmıştır. Sol taraftaki kabartma Med askerini, sağ taraftaki kabartma ise Pers askerini simgelemektedir. )
     29 Pers ordusunun 10 tanesini tamamıyla hafif piyadeler teşkil etmekteydi. Bu 10 ordu bağlı bulundukları kabilelere göre ülkenin her yanından geliyordu. Hafif piyadelerin ekseriyeti hiç zırh taşımaz, sadece mızrak ya da cirit taşırdı.
Pers Hafif Piyadesi
(En soldaki asker Pers donanmasında görev yapan bir Etiyopya’lı askeri, ortadaki asker hafif piyadeleri, sağdaki asker ise Sparabara’ları tasvir etmektedir.) 
     Persler 7 orduluk askerini okçularına ayırmıştı. okçularına ayırmıştı. Okçuların en ilginç özelliği çok farklı etnik kökenden oluşmalarıydı (Hintliler, Nubyalılar, Sarangiyanlar gibi). Savaşlarda ilk saldırıyı çoğunlukla okçular başlatırdı. Kısa yay taşırlar ve oklarında kutsal saydıkları akbaba ile şahin tüyleri kullanırlardı. Oklarının etkili menzili 100-120 metre civarındaydı.
       Pers Okçusu
     Pers ordusunun geri kalan temel birimi olan süvariler ise ok ve mızrak kullanırdı. Aslında piyadeden devşirilmişlerdi. Baktria, Paricanya, Hazar bölgesinde yaşayanlar ve Hint kökenliler süvari sınıfında çoğunluğu oluşturuyordu. Klasik şok tipi baskınlardan ziyade kuşatma – takip ve taciz taktikleri uygulamaktaydılar. Düşman saflarına yaklaşırlar (öncelikle yakın savaşa girmezlerdi), onlara ok ve mızrak / cirit fırlatırlardı. Süvari sınıfı içerisinde yer alan Arap deve kolordusu 8000 kişiden oluşurken, hançer ve kement taşırlardı. Kement atmada mahirdiler. Düşman askerlerini kement ile yakalayıp, hançer ile saf dışı bırakıyorlardı.
Pers Atlı Süvarisi
Arap Deve Kolordusu Askerleri
     Öte yandan, Pers ordusunda İskitlerden model alınma savaş arabaları da mevcuttu. Termofil Savaşı’nın gerçekleştiği dönemde savaş arabalarının devri bitmek üzere idiyse de, savaşların başlangıcında düzenli düşman saflarını dağıtmak için bu arabalardan istifade etmekteydiler.
     Genel olarak Pers ordusu böyle bir görüntü arzediyorken içlerinde “Ölümsüzler” denen bir birim diğerlerinden yapı ve nitelik bakımından ayrılmaktaydı. Bu birim Pers ordusunun en seçkin birliğiydi. Sayıları 10000´di ve bu sayının altına hiç düşürülmezlerdi. Ölen kişinin yerini bir başkası doldurduğu için sayıları eksilmiyordu. Bu bakımdan kendilerine “Ölümsüz” adı verilmiştir. Ölümsüzlerin içerisinde de iki alaylık daha seçkin bir birim vardı. Bunlar kralın yakın korumalığını yapardı. Boyu 2‚5 metre olan mızraklar taşıyan bu askerlerin omuzlarında asılı yayları ve kalkanları vardı. Mızrakların alt ucunda elma şeklinde altın rengi saplar vardı ve ayaklarının üzerine koyarlardı. Ölümsüzlerin ilk safı gerideki okçuların güvenliklerini sağlayabilmek için önde yaklaşık 2 metre boyunda kalkanlar açardı. Taşıdıkları tüm silahları ustaca kullanıyorlardı ve herşeyden önemlisi belirli bir savaş disiplini içersinde savaşıyorlardı.
Pers Ordusunun Elit Birliği: “Ölümsüz”ler
                                            
     Devasa Pers ordusu düzensiz veya zamanına göre ilkel biçimde savaşan ordular karşısında çok etkiliydi. Kendilerinin toplama yapısı böyle hasımlarla karşılaştıklarında sırıtmıyordu. Ancak her piyade birimi kendi geleneğine göre savaştığından taktiksel disiplin çok zor sağlanabiliyordu. Taktiksel disipline uygun hareket edecek yapıdaki birimler Ölümsüzler ile merkezde savaşan 6 orduluk Med-Pers kuvvetleriydi. Ayrıca bu devasa yapının kendilerinde uyandırdığı özgüven de ayrı bir handikap teşkil etmekteydi. Zira bu özgüven geleneksel yapının değiştirilmesini de engelliyordu. İntikallerde piyade, okçu / mızrakçı, süvari ve levazım birlikleri hep aynı basma kalıp anlayışla hareket etmekteydi.
     Yunanlılar üzerine yürüyen Kserkses’in bir şanssızlığı da ilk önemli Yunan direnişin Termofil’deki dar geçitlerde başlamasıydı. Spartalılar Leonidas komutasında Termofil Geçiti’ni cesurca kapattılar. Kserkses önce okçuları ile saldırarak Yunan ordusunun geri çekilip çekilmeyeceğini görmek istedi. Akabinde genişliği 50 metre kadar olan geçitin üzerine saldırılması emrini verdi. Ölümsüzlerin de saldırmasına rağmen Spartalılar üç gün direnmeyi başardı. Heredot’a göre Spartalı askerlerin daha uzun mızraklar kullanması, daha iyi zırh taşımaları ve gruplar halinde ricat ederek geçite çektikleri Pers askerlerine âni saldırılarda bulunmaları bu başarıda kilit rol oynadı. Spartalılar kısa mesafeli her geri çekilişlerinde küçük gruplar halinde geçidin içine giren Pers askerlerini imha edebiliyorlardı. Yani Pers’lerin sayıca üstünlüklerinden doğan avantajları böylelikle ortadan kalkmış oluyordu.
Sparta Askerlerinin Pers Askerlerini Termofil Geçiti’nde Karşılamasını Tasvir Eden Bir İllustrasyon…
     Kserkses tam umutlarını kaybetmeye başlamışken, vaadettiği ödülün peşindeki Ephialtes ismindeki bir Yunanlı Pers ordusuna dağdaki bir geçitin yerini gösterme önerisinde bulundu. Pers ordusu komutanı Hydarnes, Ephialtes’in kendilerine gösterdiği geçiti kullanarak dağ patikası üzerinden askerleriyle birlikte Yunanlıların arkasına çıktı. Ordusu ikiye bölünen ve kuşatılan Leonidas, Spartalı – Thespialı ve  Thebesli askerler ile geçitte kalmaya devam etti. Kuşatıldıkları için neredeyse hiçbir şansları kalmayan Spartalıların müttefikleri canlarının bağışlanması vaadiyle geri çekildiler. Fakat Sparta askerleri cesurca savaşarak son adama kadar direndiler. Kendilerine avantaj sağlayan uzun mızrakları kırılınca kılıçlarıyla savaştılar. Ki, kılıçla bile Pers askerlerine karşı üstündüler. Nihayetinde sayısal çoğunluk ağır bastı ve Persler Termofil civarındaki Spartalıları teker teker öldürmeyi başardı. Leonidas’ın vücudu Persliler tarafından ele geçirildi. Heredot’un bildirdiğine göre Leonidas’ın kafası Kserkses’in emriyle kesilmiş ve vücudunun diğer kısmı da çarmıha gerilmişti.
Ephialtes’in Yol Gösterdiği Pers Ordusunun Yunanlılara Karşı Gerçekleştirdiği Baskını Tasvir Eden Bir İllustrasyon…
     Spartalıların direnişi ortadan kalkınca Pers ordusu halkın büyük bir bölümü kaçtığı için az sayıda insan tarafından savunulan Atina ve Acropolis’i kolayca ele geçirdi.
Pers Ordusu Acropolis Önlerinde…
     Fakat Yunan topraklarının tamamıyla kontrolü kolay değildi. Perslerin en zayıf noktasını donanmaları olarak tespit eden Atina’lı komutan Themistocles elde kalan Pers filosunu Salamis’teki dar bir boğaza çekerek Kserkses’in gözleri önünde tarumar etti. Böylelikle ikmal kaynaklarından yoksun kalan Persler geri çekilmeye zorlanıyordu…
Termofil Savaşı’nın Gerçekleştiği Coğrafya: Günümüzdeki Görünüm…
STRATEJİ – TAKTİK:
     Termofil Savaşı´nda Persler üstün asker sayılarına rağmen lojistik olarak bu üstünlüklerini destekleyememiştir. Kalabalık Pers ordusunda yalnızca askerler yoktu; askerlerle beraber gelen hizmetkarlar‚ cariyeler vs. de bulunuyordu. Örneğin; Ölümsüzler kendi özel arabalarında taşınıyor‚ farklı hayvanların taşıması icap eden giyecek-yiyecek-özel eşyalar savaş alanına götürülüyordu. Ordunun geçeceği güzergâhın üzerine ikmal merkezleri yapılmasına rağmen bu keşmekeş içerisinde sıkıntı yaşanıyordu. Ayrıca Heredot’un bize aktardığına göre, lojistik-ikmal ile görevli gemiler kıyıya yaklaştığında ortaya çıkan büyük bir fırtına gemilerin bir bölümünü kullanışsız hale getirdi. Böylece karadan ilerleyen piyade ve süvariler olumsuz etkilendi.
     Öte yandan‚ savaş denizde de devam ediyordu. Yunan koalisyonu aynı taktiği denizde de uyguladı. Persleri sığ ve dar bir boğaza çekmeyi başaran Yunan donanması oldukça etkili hücumlarda bulundu. Heredot’un verdiği rakamlara göre 350 Pers‚ 380 de Yunan savaş gemisi deniz savaşına katıldı. Gemiler birbirlerine iyice yaklaştığında ağır zırhlı üstün Yunan Hoplitleri Persleri perişan etti; zira Pers askerlerinin ekseriyeti yüzme bilmiyordu. Savaşta 200 kadar Pers gemisi zâyi olmuşken‚ Yunanlılarda bu sayı 40 kadardı.
Deniz savaşlarının akabinde Persler bir dizi saldırıda daha bulunmuşlarsa da‚ gerek kış aylarının bastırması gerekse gıda sıkıntısı ve dizanteri gibi hastalıkların ortaya çıkmasıyla Pers ordusu yenilgiyi kabullendi.
     Termofil Savaşı’nı savaş stratejileri bağlamında incelediğimizde Kserkses’in dolaylı tutum stratejisine (*) aykırı hareket ederek diğer dinamikleri hesaba katmadan salt sayı üstünlüğüne güvenip düşmanı savaş alanında ağır biçimde yenmeye yönelik bir anlayışı benimsemesi büyük bir dezavantaj oluşturmuştur. Zira gerek Yunanlıların bölgenin coğrafi yapısından iyi yararlanmaları gerekse devasa Pers ordusunun kullanabileceği sınırlı opsiyonları önceden tahmin edebilmeleri Perslerin üstünlüklerini ortadan kaldırmıştır. Muhtemeldir ki, eğer Yunan toplumu içinde menfaat çatışmaları yaşanmasaydı Yunanlılar gayet iyi bildikleri o coğrafyada birbiri ardına kurdukları tuzak ve tahkimatlarla sayıca üstün Pers ordusunu Termofil’in güneyine hiçbir biçimde geçirmeyebilecekti. 
(*) Dolaylı Tutum Stratejisi: Düşmanın ana kuvvetlerini salt askeri hamlelerle savaş alanında kesin biçimde imhasını amaçlayan  geleneksel savaş stratejisinden farklı olarak, düşmanın fizik ve psikolojik dengesinin bozup, savaşma kararlılık ve gücünün kırılmasını öngören stratejidir. Bu strateji de asıl unsur düşmanın önceden yürüteceği tahminler neticesinde alacağı bazı tedbirleri bertaraf etmektir. Hazırlık yapması engellenen ya da yeterli hazırlık yapamadan yakalan hasmın gösteceği direnç doğal olarak daha zayıf olacaktır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
* Nic Fields – Steve Noon, Thermopylae 480 BC: Last Stand of The 300, Osprey Publishing, 2007.
* Nick Sekunda – Richard Hook, The Spartan Army, Osprey Publishing, 1998.
* Nick Sekunda – Simon Chew, The Persian Army 560 – 330 BC, Osprey Publishing, 1992.
* Christon I. Archer – John R. Ferris vd., Dünya Savaş Tarihi, (Çev.) Cem Demirkan, Tümzamanlar Yayıncılık, 2006, (s. 42-47 ve 66-67).
* Liddel Hart, Strateji: Dolaylı Tutum, (Çev.) Cemal Enginsoy, ASAM Yayınları, 2002, (s. 5-7).

Yazar Hakkında

Yazılar sayısı : 1165

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

8.929 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Üstüne gidin