Buradasınız:Anasayfa » Dünya Tarihi » ANADOLU’DAKİ TARİHİ ESERLERİN DRAMI

ANADOLU’DAKİ TARİHİ ESERLERİN DRAMI

ANADOLU’DAKİ TARİHİ ESERLERİN DRAMI

Binlerce yıllık geçmişi ve kıtalar arasından bir köprü durumunda olan coğrafyasıyla, Anadolu pek çok ulusa ev sahipliği yaptı. İlkçağdan başlıyarak uygarlığın yeşerdiği Mezopotamya’ya çok yakın olmasının avantajıyla bu topraklarda çok başarılı eserler yaratıldı. Zengin kültür mozaiği içerisinde varlıklaşan toplumlar sonraki nesillere değerli anıtsal yapılar bıraktılar. Bu topraklarda en son yaşayan halklara ise bu eserler bir miras olarak kaldı.

Bir ülkenin tarihsel, kültürel, dinsel mirası kaçırılamaz, yağmalanamaz. Gerçekte ise bu değerler tüm insanlığın malı. Tarih ise daima doğduğu yerde güzeldir. Son yıllarda Unesco bu değerleri korumaya almaya başladı. Ait olduğu kültürden koparılan tarihi eserlerin bir süs objesi ya da bir biblodan daha önemli olamayacağı çok açık. Bu nedenle tarihi miras ait olduğu coğrafya ile bütünleştiğinde bir anlam taşır. En güzeli de bu eserlerin ilk yapıldıkları orijinal yerlerinde sergilenmesi. Ama geri kalmış ülkelerde bu bilinç malesef çok geç uyandı. Anadolu ve Ortadoğu’dan koparılıp götürülen kıymetler bugün batı müzelerini süslüyor. Belki böylece çok daha fazla insanın bu değerleri görmesi sağlanıyor ama bugün sadece Pergamon, Efes ya da Mısır’dan götürülen eserlerin orijinal yerlerinde sergilendiğini düşünsenize ne muhteşem bir şey olurdu. Son üç yüzyılda emperyalist batı devletleri bu eserleri kendi ülkelerine taşıdılar, eserlerin sahibi olan ülkelerin yöneticileri de arkeolojik bilinçlerinin eksikliği, ekonomik sorunlar ya da kişisel menfaatler uğruna bu talana onay verdiler.

Hiçbir silahın işlemediği Nemea Aslanı’nı boğarak öldüren Herakles’i, asasına dayanmış dinlenirken anlatan Yorgun Herakles heykelinin dünyadaki 60 replikasından biri MS 2. yüzyılda Anadolu topraklarında yapıldı. Yüzyıllar sonra Perge Antik Kenti‘nden çalınan heykelin üst kısmı onlarca yıl sonra bedenine kavuştu.

 


Tarihi eserlere duyduğu ilgiyle tanınan Rahmi Koç’ta Türkiye’den kaçırılmış tarihi eserler için “Onların bazıları zaman zaman Türkiye’ye dönüyor, geldiği zaman birkaç ay bir ilgi oluyor, ondan sonra yavaş yavaş bu ilgi ortadan kalkıyor ve bu güzel eserler tozlanmaya mahkum oluyor. Halbuki yurtdışında bizim malımız olarak sergilense, topraklarımızın ne kadar zengin olduğunu gösterir, Türkiye’nin imajını dünya çapında çok daha yükseltir, ülkemize olan ilgiyi artırır, diye düşünüyorum” diyor. Bu da farklı bir bakış açısı.

Pergamon’da bulunan ve şimdi Louvre Museum’da sergilenen MÖ 2. yüzyıla ait ölülerin saklandığı vazo. Osmanlı Sultanı II.Mahmut tarafından Fransa Kralı Louis-Philippe’e 1837 yılında hediye edilmiş. Fransa’nın desteğini Mısır’a çekmek isteyen Mısır Hidivi Mehmet Ali Paşa, Fransa Kralı Louis-Philippe’e şimdi Paris’te Concorde meydanında sergilenen obelisk sütununu hediye edince, Mehmet Ali Paşa ile mücadele içinde olan Osmanlı Sultanı II.Mahmud’da resimdeki vazoyu hediye etmişti.


Pergamon’da bulunup, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen büstler. Solda Büyük İskender, sağda Roma İmparatoru Augustus.


Pergamon’dan çıkarılmış Helenistik mermer küp. Hagia Sofia, Istanbul


Pergamon’dan bahseden ilk ozan Homeros, British Museum, London


Rüştü Karaca

Yazar Hakkında

Yazılar sayısı : 269

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

13.950 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Üstüne gidin